Zemheri ayazının keskin bıçağı vurduğunda pencereme, göğsümün orta yerinde sönmeyen bir köz kalır.
Kimseye söyleyemediğim, dağlara taşlara fısıldadığım bir yangındır bu.
Kendi içimin kuytu sokaklarında, başım önde tek başıma yürürüm yine.
Gecenin bu saatinde, Diyarbakır karanlığa bürünmüş sokaklarında adımlarım yankılanırken, içimdeki gurbetle baş başayım.
Uzaktan uzağa bir köpek havlaması, rüzgarın tenimden alıp götürdüğü yorgun bir nefes... Hayat bazen insanın omuzuna öyle bir yük bırakır ki, ne geriye dönüp bakabilirsin ne de bir adım ileri atabilirsin.
Sadece beklersin; bir haber, bir nefes, belki de uzaklardan süzülüp gelecek bir turna kanadı.
Gökyüzüne bakıyorum.
Yıldızlar sönük, ay hüzünlü.
İçimde dile gelmeyen, dökülse kağıdı yakacak kelimeler var.
Telli turnam havalandı uzaktan,
Bir haber mi getirdi yaban elden?
Yarimin kokusu sinmiş rüzgara,
Alıp götürür beni benden derinlerden.
Üzülmesin, o güzel gözleri dolmasın,
Belki yarın sabaha kapısı çalınır.
Bu hasret bende kalsın, kimseye kalmasın,
Sevdalılar ayrılmasın, can yana yana.
Gönlümün haritasına hasret kazıldı,
Sevgimize çok erken mezar atıldı.
İki damla yaş süzüldü kirpiklerimden,
Şu gözlerimin pınarına, acıta acıta.
Sorun dağlara ki halim nice olmuştur,
Gidenler geri dönmez, yollar kurumuştur.
Bu ayrılık sinesi delip geçmiştir,
Derman ararken derdim katlanmıştır.
Yalvarırım rüzgara ismini fısıldasın,
Bilemedim bu hasret kime kalmasın.
Sensiz geçen bu ömür haram sayısın,
Bülbül figan eylerken gül sararmasın.
Kilit vurdum dillere, ahım derindedir,
Baharım kışa döndü, yerim serindedir.
Ne kadar acı varsa hepsi sendedir,
Sabrın sonu selamet, yar nerededir?
Ömrümün tarlasına hüzün ekildi,
Boynum sensizlikten yana büküldü.
Gözyaşım sele döndü, bentler yıkıldı,
Hasretin hançeri sineme çekildi.
Yollarımız dağlar ile bağlandı,
Geceler üstüme kar gibi yağdı.
Bu garip gönül bir tek sana sığındı,
Sensizliğin ateşi bağrımı dağladı.
Ben bu ateşte yandım, eller yanmasın,
Sevdanın narı bu, kora basmasın.
Yalansız, riyasız dağlı bu sevdalar,
Veysel’in dilinde hep aynı yara...
Zemheri rüzgarı vuruyor yüzüme; neşesi yarım kalmış, hüznü ömürlük bir hikayenin ortasındayım.
Kalem elimde titriyor ama yazmaya mecburum.
Çünkü yazmazsam, içimdeki bu dağ silsilesi yerinden oynayacak.
Hangi yola baş koyduysak adını sevda yazdık.
Şimdi göğsümün kafesinde çırpınan bu son kuş da düşerse toprağa, benden geriye sadece bu mısralar kalacak.
Telli turna, al bu selamı da ulaştır dağları aşarak; belki o zaman diner içimdeki bu sessiz fırtına.
Kayıt Tarihi : 20.08.2026 19:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!