Uzansam dokunulası,
Başkalarınca görülmesin istediğim bir yıldız
Kamaşan gözlerime aldırmadan gülümsüyor
Can veriyordu yorgun ruhuma...
Yasaklı bir zamanda
Sen Süreyya’sın indir omzunda arz ve göğü
Sahte tanrıların boşa çıkar tafralarını…
Bakma dik durduğuma
Senli zamanların sarhoşuyum.
Gel ve yık tüm putlarımı…
Yaklaşan şafak vakti zindanımdan çıktığımda
Seni kelimelerden bir örtüyle bezedim
Bir koza gibi...
Örtüyü arala ve bak bana
Bak ve gör kendini...
Bu kadar yakınken
Efsunlu şehrinde onun
Teklifsiz bir günün ortasında
Bunca zaman sonra ürkek,
Kırgın bekleyişlerin ertesinde
Çaldım kapısın selam yüklü martıların
Açılan kapıdan aynalar karşıladı beni
"Üzerimi ört"
Nebî değilim ama bilirim üzerimi ört ne demek...
Bir devrimdir ki;
Artık hiçbir şey eskisi gibi değildir
Güneş başka doğar
Yağmur başka yağar
Görmeyi öğrenir insan düşe kalka
Kurumuş bir dalda baharı
Zifiri karanlıkta şafağı…
Ve öğrenir;
Nasıl büyür bir sır insanın içinde kelime kelime
Özlem, hicran, vuslat, nasip…
Ait olmadığın bir şehrin kıyısında
Ansızın bir yağmur...
Durup kaydesine bırakırsın kendini
Sonra bir ihtimalin sıcaklığı;
Sana indirdiği rahmetten bir pay
Ki sırılsıklamlığım...
Bir zaman
Küstahlıklarını toplar insan
Dudak büküp elinin tersiyle ittiği ne varsa
Bütün ütopik düşüncelerin
‘’Hayat bu’’ ya çarpma şiddetiyle yere kapaklanıp
Tekrar yola düşüldüğünde anlaşılır;
Bilmezdi kimse neden fırtınalar kopar;
Hüzne aşina bu yürekte…
Ve seninle ahenk değişti
Kapandı bütün zaman bir an'da
Aklı başında sarhoşluğumdu cemalin....
Söylesem nafile
Sussam bir kıymık derinde
Gece kuşunun seslenişi yankılanır penceremde
Bir iç çekiş ki;
Diyemem, öteler çağırır beni
Bilirsin...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!