Taş kaleler yıkıldı sensizlikte
Ve seyrantepede volta atan sessizlikleri
Şimdi niğde cezaevinde bir hücrede uyutmaktayım
Sessizliğin tanımını yapamamaktayım
Sana sakladığım gül dalını
Güneş görsün diye idam sehpalarında
Ölüm oruçlarından kalan bir bardak suyla
Geçiyor önümden sirenler içinde
Ah eller üstünde çiçekler içinde
Dudağında yarım bir sevda hüznü
Aslan gibi göğsü türküler içinde
Rastlardım avluda hep volta atarken
Devamını Oku
Ah eller üstünde çiçekler içinde
Dudağında yarım bir sevda hüznü
Aslan gibi göğsü türküler içinde
Rastlardım avluda hep volta atarken




SÜPERSİN YİNE...
Buruk bir ayrılık şiiri.
Hikaye biçiminde akıcı...
Ancak, fazla hüzünlendiremiyor insanı, belki nefret noktasına getiriyor...
Mısralar uzun ancak akılda kalıcı olmamış. Derinlemesine bir his dünyasına alıp götüremiyor insanı...
Şair bu ayrılığı kendisi yaşamış, belli kopye veriyor. Oysa şiirer evrensel olmalı... Ben de kendimi bulmalıyım bu şiirde, bir fransız da... Değil mi?
Arrılık şiir yazmak cesaret ister, yüreğine sağlık...
Ali Akça
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta