Şehla gözlerinle bakışın hicran
Yoluna varmaya bu diyar yetmez
Ne senden bana yol ne de bu mekân
Ağlarım inlerim bu efkâr yetmez
Gönül düştüyse hüzne ruhunun acısından
Hala hasretle yanar bir veda sancısından
İçine düşen alev kemirirken beynini
Dağlar nasıl kaldırsın yaptığın o yemini
Akşamı seyrederken bakışlarında bir an
Yüreğim ellerinde yıldızlarla yıkanır,
Galaksiler izinde hükümdar tacı sanır,
Gözlerin feraseti, la mekânda sınanır,
Ey güzeller güzeli, kalbim sana inanır,
Yüreğim gözlerinde yıldızlarla yıkanır.
YOKSA GEÇEN YILDAN MI?
Hüzün gezer üstümde garip garip kuldan mı?
Havadan mı sudan mı yoksa geçen yıldan mı?
Ne yakamdan düşüyor ne de benle geliyor
ZİLLER ÇALACAK YAVRUM!
Eylül serinliğiyle sen yine geleceksin
İçinde kır çiçeği okulu bileceksin
Seni bekliyor herkes artık okul yolunda
Düğüne gider gibi arkadaşın kolunda
Bakarım ötelere bir derviş edasıyla
Yüreğim inilderken kuşların sedasıyla
Nefsi emmare varken ağlarım gecelere
Umudum şafaklarda varır mı yücelere?
Haykırsam derviş gibi dağların ötesine
Bütün mahlukat koşup gelse Allah sesine
Hayat kimine kolay kimine dertle elem
Karmaşık duygularla akıyorken her alem
Kimsesizlerin yurdu kucak açan sokaklar
Çıkmaz denilen dehliz karanlığı kucaklar
Uyarı verir doğa yeter artık der gibi
Son buzul erimeden felaketi gör gibi
İnsanoğlu hırs küpü yıpratırken doğayı
Kirletti bulutları sis kapladı semayı
“İdlip Katliamının ardından”
Ey gecenin yarısı! Suriye çöllerinde
Küfür tek millet olup ölümse ellerinde
Bir zalimin hırsıyla kimyasal silahlarla
Vuruldu çoluk çocuk sessizlik eyvahlarla
Renkler düşer güneşten yaprakların üstüne
Sonbahar albenisi olgunluk yansır güne
Tatlı bir hüzün akar serinleşen havaya
Güneş solgunlaşarak döner mehtaplı aya
Kısalan günler ile uzar gecenin rengi
Sonbahar albenisi soğuyan sular cengi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!