VER ELİNİ AKDENİZ
Mavi bir sonsuzlukta çalkanırken aklım
Huzura yelken açar mutluluk salkım salkım
Göklerin maviliği yansırken billur suya
Tarih coğrafya dalar tabiatta duyguya
A
Geceleyin doğarken nur içinde bir yıldız
Ansızın kapı çalan bir yolcudur ki yalnız
Zuhal, Süreyya, kutup bütün yıldızlara denk
Yaratan tam yaratmış ne de güzel bir ahenk
Acımamış haline mekan olmuş harabe
Yıkılmış kapıları okunmuyor kitabe
Bir zamanın sarayı şimdi olmuş virane
Zaman akmış üstünden dökülüp tane tane
Ata yurdu hanede oynanmıyor körebe
Gümüş tepside zaman doludizgin bir koşu
Vuslat tutkulu umut ince çıkar yokuşu
Gün indi dağ ardına kuşlar kızıl kıyamda
Yakut yüklü dallara hüzün çöken akşamda
Hüzün atar içime yağmur renkli sonbahar
Damla damla eserken tepemde deli rüzgar
Hayatın son deminde düşüyor yaprak yaprak
Güneş artık doğmuyor üşüyor kara toprak
Odun yandı mı sandın yanarsa yürek yanar
Adın andı mı sandın anarsa yürek anar
Vefa gördün mü sandın gördüğün yürek bakar
Cefa çektin mi sandın çektiğin yürek akar
Mor dağların gözleri şafaklarla uyandı
Seni düşünmek için kalbim adını andı
Anmak ne kelime ki bir katre alev yandı
Ufuk çizgileriyle şafaklara dayandı
Elbette Yaratana gizli açık ayandı
Dolanan içli sesim bir feryada duyarlı
Zamanı alır benden sıkıntıya ayarlı
Düşünceler karışık fikir bilgisayarlı
İçimde bir ürperti yalnızlık senden yana
Mengene deli zaman amansız acıyana
Sana selam olsun ey! Yalnız yürüyen yiğit
Seni bekler mazlumlar uyuyanları dirilt
Kainata yayılsın gözlerindeki ümit
Dik dur asla eğilme müminler seninle mert
Sana selam olsun ey! Yalnız yürüyen yiğit
Dünyada bir başıma kalmış gibi yalnızım
Gözlerim duman duman ışık vermez yıldızım
Derelerin inilder sedasında bu sesim
Boğuk boğuk çıkarken uzayan bu nefesim
İçimi kaplar hüzün yalnızlık sarmalında
Sanki yaprak kuruyor çiçek açmaz dalında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!