İşte biyografim...
Samsun'da doğdum,
sanırım Samsun'da da öleceğim.
çünkü ben hep Samsun'da aşık oldum.
hiçbirisi artık burada olmasa da
ama her birinin mutlaka bir ayak izi kalmıştır
bu şehrin kaldırımlarında...
kaderin bir basamağına sinip,
yaşamı oradan seyreden vasat bir çocuktum.
okul hayatımda da çok başarılı değildim.
çalışkan olmayan,
ortalama zekaya sahip bir öğrenciydim.
teşekkür takdiri,
ilkokul ve lise sonun dışında hiç görmedim...
kırk yıl sonra fark ettim ki;
üniversite ve aşk tercihlerim,
ne çok da birbirlerine benziyormuş...
tercih formunu, marka üniversitelerin,
en baba bölümleri ile doldurdum.
olursa bunlar olsun, olmazsa... olmadı tabii ki.
sonra gittim,
haddimi aşmayan bir ekonomi okudum.
aşklarım da böyle oldu hep...
ulaşamayacağım kadınları yazdım,
gönlümün tercih formuna...
olursa dedim bunlar olsun, olmadı...
ama kendimle tezat,
azimli bir yanım da yok değil aslında...
hey! aşık olduğum kadınlar, hiçbirinizi unutmadım,
bütün sıralamalar aklımda...
olur ya açılırsa bir kontenjan,
girerim belki de sizin bana benzeyen,
yarım kalbimize o zaman...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!