Neyleyim’e (NAZİRE)
Kırıldı kanadım düştüm hazana,
Karlı dağlar benim kalı neyleyim.
Bu sevda sürgündür gider vizana,
Elimden sıyrılan dalı neyleyim.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




mükemmel olmuş..her iki şair arkadaşıda kutluyorum...başarı temennilerimle selamlar
YİNE ÖZEL VE FARKLI BİR ÇALIŞMA.KEYİFLE OKUDUM.TEBRİKLER...
Üstadım muhteşem bize kutlamak kalmış kaleminiz kavi ve daim olsun
tam puan
Yerköyden sevi ve saygılarımla tam puan
buda benden olsun
Yaşasam da ölsem de ne fark eder,
Felek sözünde durmaz çark eder,
Anlıma da kara yazgı gönlümde keder,
Ağyar sensiz sofrada balı neyleyim
Sevgili Üstad bende müsadenizle son noktayı koydum.Kabul buyurun lütfen. Selam ve saygılarımla.
İmam verecektir mutlak talkını
Helal et olurmu kalan hakkını
Dilerim göresin gelip haltını
Pişmanlık dileyen gözü neyleyim. AKCAYLI-mehmet göden
Neye el atsanız alıp götürüyorsunuz hocam. Bu ne yetenek, bu ne başarı...Nazar değmesin..Tebrik ve başarı dileklerimle...
Neyleyim’e (NAZİRE)
Neyleyim’e (NAZİRE)
Kırıldı kanadım düştüm hazana,
Karlı dağlar benim kalı neyleyim.
Bu sevda sürgündür gider vizana,
Elimden sıyrılan dalı neyleyim.
Ben onun uğruna dünyayı gezdim,
Her çeşme başında bağrımı ezdim,
Anla yalan dünya ben senden bezdim,
Sarayı neyleyim malı neyleyim.
Küstürmüş cemreye seher yelini,
Bağlamış yad ele zülfün telini,
Sarmıyorsa kollar ince belini,
Alını neyleyim şalı neyleyim.
Ölsem de uğruna şanssız bu dilek,
Gülmedi yüzüme ne can ne felek,
Yaralı yüreğe vurulmuş şelek,
Düşlere isyankâr lalı neyleyim.
İnmesin baykuşlar artık gülşene,
Bedduam olmadı kabrim eşene,
Vuslatî dilerken sabır düşene,
Omuzu neyleyim salı neyleyim.
27.10.2008
Osman Öcal
OSMAN BEY ÜSTADIM ;
edebiyat adına eğiten ve öğreten çalışmanızı beğenerek okudum..
kutlarım akıcı ve duygu yüklü çalışmanızı...tam puan 100..selam ve saygılarımla...ibrahim yılmaz.
Değerli hocam yazan kaleminiz,yazdıran yüreğinize selam olsun.herzaman ki gibi güzel bir şiir okudum usta kaleminizden.sevgi ve saygılar sunuyorum...
GÖNÜL DOLUSU TEBRİKLERİM YÜREĞİNİZE VE USTA KALEMİNİZE OSMAN HOCAM. MÜKEMMELDİ. SELAM VE SAYGILARIMLA...
Sanki benim duygularıma tercüman olup kaleme almışsınız..
Usta kaleminize övgüler yakışır.
Kaleminizi kutlar saygılar sunarım.
Harikaydı..Kutlarım osman bey sizi okumak başlıbaşına keyf selam ve dua ile...
Bu şiir ile ilgili 30 tane yorum bulunmakta