Bosna Hersek’e yapılan soykırım kabul edildi.
ve Sırplar aklandı!
İsrail öldürüyor bırakmıyor tek diri,
Irak’ta Suriye’de canlı bomba cabası…
Müslüman kimliğinde öldürülenin hepsi,
Katiller dolaşıyor, aramızdalar safi!
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Tüm zulüm bir zamanlar Osmanlı toprağı olan yerlerde... Diğer ülkeler güllük gülüstanlık...
Onlar rahat yaşasın diye bu toprakların kaynaklarını sömüren yiyen ve doymayan emperyal köpekleri bu toprakların insanlarını bölerek parçalayarak biri birine düşman edip biri birilerini yok etmelerini ellerini sıvazlıyarak seyrediyorlar... Hemde büyük bir zevkle...
Ermeni soy kırımını kendileri de çok iyi biliyorlar Van, Kars, Ağrı, Bitlis, Muş... Bu bölgenin insanı olarak büyüklerimden bire bir yaşayanlardan dinlediklerimizle büyüdük, Ermeninin yaptığı zulümler arşa dayanır, insanın insana yapmayacak kadar zulüm yapmışlardır... Bunlar tüm dünya arşivlerinde belgelerle sabittir ... böyle olmasına rağmen halen Ermeniler zulüm yapılmıştır diyerek meclislerinde karar almaktadırlar...
Amaç Türkün elini zayıflatmak başını ağrıtmak, bir bela ile daha uğraşmasına sebep olmak...
Sürgüne gönderilen Ermenilerin öldürüldüğünü idda edenler çok iyi biliyorlar ki gittikleri bölgelerde kendi kimliklerini gizleyip Kürt kimliklerine bürünmüş ve bu günde ülkenin başına bela olan PKK denen terör örgütünü kurmuş insanlara zulmü reva görmektedirler... Vatanına Bayrağına savaş açan, günahsız insanları öldürmekten çekinmeyenlerin kanının bozukluğu buradan gelir... Yoksa gerçek Kürt kardeşlerimiz Vatan ve Bayrağı her daim namus bilmiş insanlardır...
Güzel şiirini Kutluyorum Saffet bey...
Dünyanın çivisini çıkardı şerefsizler hem soy kırım yapıyorlar hem de soy kırım yaptırıyorlar kendileri sütten çıkmış ak kaşık gibi başkalarını suçluyorlar örnek o kadar çoğaldı ki bütün foyaları ortaya çıkınca şimdi aleni yapmaya başladılar.Tebrik ederim.
Sevr kelimesi sehven serv olarak yazılmış.
Metin , milli duygular ve milli isyanların bir çığlığı halinde şiirleşme çabasında..
ABD.. 'Kızılderili soykırımından' sabıkalı!
Fransa: Cezayir Soykırımından!
İngiltere: Avustralya'da Aborjinlere uygulanan soykırım dahil..Hindistan'da, Mısır'da, Çanakkale'de, dünyanın neresinde soykırım varsa, altında İngiltere!
Almanya öyle..
İşte batı bu.. Kucaklarında büyüttükleri Ermeni de tetikçi!
Anadolu'da, Nahçıvan'da, Karabağ'da..
Bu kadarı yalanı Fransa yüksek mahkemesi bile kabullenemedi, yüz karalarını geri aldılar daha yenice..
Ama batı.. ABD; İsrail.. Tümüyle yargılanmalı ki, insanlık kurtulsun, temizlensin..
Tebrikler Safet Bey..
Doğrullarla bezenmiş çok anlamlı bir eser...
Yüreğinize sağlık saffet kardeş kaleminiz daim olsun...
Saygılar.
Asıl suçlu zalimler değil, zulme rıza gösteren zalim ve uşak ruhlulardır!!!
Tebrikler, güzeldi.
Selâm ve dua ile...
Onlar yüzyılların intikamını alıyoruz diyorlar.. Asıl önemli olan müslümanlar ne yapıyor..
Kuran raflarında
Gönüllerinde başka sevda
Hayatları kapitalizmin kucağında
Siyasetlerinde batı güdümlü politika
Daha bekleniyor ki?
''Bosna Hersek’e yapılan soykırım kabul edildi.
Sırplar aklandı!
İsrail öldürüyor binlerce Filistin’li,
Irak’ta Amerika İngiltere cabası…
Öldürülenlerin hepsi Müslüman,
Katilleri dolaşıyor aramızda safi!
Osmanlı’ya kim başkaldırmadı ki!
Arap’ı, Bulgar’ı, Romen’i, Yunan’ı…
Anadolu toprakları da nasibini aldı.
Yaşlı çocuk hamile demedi,
Ermenilerde soykırım yaptı!
Öldürme yaşat der İslam dini,
Savaşır sadece yaşatılmazsa inancı!
Allah’a küfredene haksızlığadır kini,
Adı milleti ırkı dini kim olursa olsun…
Bosna Hersek’te soykırım,
Nahçıvan’da soykırım,
Afganistan’da, Filistin’de, Irak’ta, Anadolu da soykırım!
Aklandılar… Akladılar!
Dünya şahit, şahit kendi gazetecileri…
Yaptıkları kaldı yanlarına kar!
Pişkin, pişkin Ermeni gibileri
Öldürdüklerinden hak aradılar!
Ölüyor hala Müslüman kardeşim.
Öldürende sözüm ona hak dağıtıyor?
Kur’an sevginin rehberi,
İçinde zulüm-küfür ağlıyor!
Medine ülküsünü gönlüm arıyor…
Bölük pörçük birbirinden habersiz Müslümanlar,
Nerede kaldı Ebubekir’ler, Ali’ler, Osman’lar, Hamzalar…
Gönlüm gerçek adaleti,
Cenneti arzuluyor…
Vatan bölünmez yaşarken Çanakkale ruhu,
Al bayrakta şehit kanları toprakta izi kupkuru...
Ne Ermeni'si ne İsrail'i nede başkası başaramaz!
Soykırıma siper tarihini bilir yaşadıkça iman gücü... ''
Koparamadım dost, koparamadım. kelamın herzeresi nde haklısın haklısın. yüreğimize dert düştü. anlatıkların şorul şorul aktı. beynimize
Bu şiir ile ilgili 8 tane yorum bulunmakta