Ülker öğretmenimiz gülen gözleriyle sınıfa girdi. “Günaydın kuzucuklarım. Çevre konulu bir resim yarışması düzenlenecekmiş. Yarışmaya katılmak isteyenler resimlerini yapıp, resim öğretmenine teslim edebilirler” dedi.
Bu yarışma çok ilgimi çekmişti. Resim yapmayı, renklerle, boyalarla uğraşmayı seviyordum. İnsanın hayallerini, duygularını; rengârenk boyalarla kâğıda aktarması çok zevkli gelirdi bana.
Akşam tamamen resim çizmeye odaklandım. Kendimce de çok güzel bir resim yaptım. Dereceye girmeği çok istiyordum öyle ki, sabahı zor ettim. İlk kez bir resim yarışmasına katılacaktım ve çok heyecanlıydım.
Sabah okula vardığımda resim öğretmenini sordum. Öğretmenler odasında olduğunu söylediler. Heyecanla öğretmenler odasına girdim. Resim öğretmeni uzun boylu, iri yapılı, bıyıklı bir öğretmendi.
Öğretmenler odasındaki büyük masanın etrafında on civarında öğretmen oturmuş muhabbet ediyorlardı. Resim öğretmeni bir şeyler anlatıyor diğer öğretmenler onu dikkatlice dinliyor; sonra kahkaha atıyorlardı. “Öğretmenim” diye seslendim, bana dönmediği gibi diğer öğretmenlerle konuşmasına devam etti. Beni duymadığını düşünüp, susmasını bekledim. Susunca tekrar: “Öğretmenim” dedim. Birden bana dönerek: “Ne var?” dedi, sert bir dille. Masadaki tüm öğretmenlerin bakışları bir anda bana yöneldi. Öğretmenin sert cevabı ve öğretmenlerin bakışı beni çok tedirgin etti. Yutkundum, derin bir nefes aldım: “Şey, Resim yarışması vardı ya…” “Eeee ne olmuş?” dedi, elimdeki resmi ona doğru uzatarak: “Ben yarışmaya katılmak istiyorum,” dedim. Sert bir hareketle elimdeki resim kâğıdını kaptı. Alaylı bir dille “O hu!” dedi. “Resim yapmışmış da yarışmaya girecekmişmiş de derece yapacakmışmış da,” diyerek resmimi, masada düzensiz bir şekilde duran diğer resimlerin üstüne fırlattı. Diğer öğretmenler de bana bakarak gülüştüler.
Kutsal saydığım bir mekânda, kutsal bir mesleğin bir mensubu onurumu kırmış, beni önemsemediği gibi bir de alay etmişti. Gurum incindi, bir beden büyük önlüğümün içinde küçüldükçe küçüldüm. Ağlamamak için kendimi zor tuttum. Öğretmenin alaycı konuşması, öğretmenlerin kahkahaları beynimde zonkladı, durdu… Öğretmenler odasından hızla ayrıldım. Öğretmenler sohbetlerine kaldıkları yerden devam ettiler.
Bu yarışmaya başvurduğum için büyük bir pişmanlık duydum. Heyecanım yerini buruk bir hayal kırıklığına bıraktı. O gün ve diğer günlerde öğretmenin alaycı tavrı aklımdan hiç çıkmadı.
Başvurumun üzerinden bir hafta geçmiş sonuçlar açıklanmıştı. Yaptığım resim İl komisyonunca birinci seçilmişti.
Bayrak töreninde birincilik ödülüm verildi. Okul müdürü bana ve öğretmenime iltifatlar yağdırdı. Tüm öğrenciler beni alkışladı. Ancak ben hala çok buruktum. Hevesim, gururum, resim yapma şevkim; öğretmenler odasındaki o büyük masanın üstüne fırlatılmış resim kâğıdında ve öğretmenler odasının duvarlarında yankılanan alaycı kahkahada kaldı…
Büyük bir şevk ve heyecanla yaptığım resim birincilik ödülü almıştı ancak bu resim yaptığım son resim oldu…
Kayıt Tarihi : 6.05.2026 19:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!