Son Durak Şiiri - Afşin Dualı

Afşin Dualı
1589

ŞİİR


14

TAKİPÇİ

Son Durak

Yaşarken bedeni dönmemişse Mevlaya,
İyi bilirdik desek kaç yazar mevtaya,
Dört duvar kabirde şahitler göz, kulak, el, ayak,
Hakkını yediklerin soracak senden hesap.

Mermer taşa yazılır süslü, yalan isimler,
Arkasından dökülür sahte, yaşlı resimler,
Gömülürken yanına gelmezler,
Sessizliğin içinde başlar derin kesimler.

​Dünya malı gözünde perdey, görmedi önü,
Unuttun o dar çukurda bekleyen son günü,
Kopardın mazlumun dalını, kırdın her günü,
Şimdi toprak yutuyor o kibrini, o ünü nü.

Altın tahtlar kurdun ama, altına hasır sermedin,
Aç yatan komşuna bir dilim ekmek vermedin,
Kendi nefsin uğruna hiçbir sınır bilmedin,
Azrail kapıda, "Biraz bekle" diyemedin.

Cebinde para, ruhunda prangalar,
Vicdanın sağır, her gün yeni bir kavga,
Ölüm gelince bitti tantanalar,
Seni bekler karanlık, soğuk ve dar odalar.

Toprak ağır, gök uzak, kaçacak yerin mi var?
Sustu artık dillerin, söyleyecek sözün mü var?
Mizan kurulur elbet, kaçacak yolun mu var?
Ateşten gömlek giydin, yanacak tenin mi var?

Ey gafil, uyan artık bu derin uykulardan,
Geçmişin peşini bırakmaz, kork kuytulardan,
Hesap günü gelince düşersin o katlardan,
Kurtuluş bekleme boşuna sahte dostlardan.

Vurgun yaptın, hak yedin, "Rızkım budur" dedin,
Yetimin gözyaşını şerbet gibi içtin, yedin,
Adalet kılıcı kesmez sandın, hep eğlendin,
Şimdi o keskin ucun tam üstüne sen geldin.

Şahitlik edecek toprak, bastığın her bir adım,
"Ben suçsuzum" desen de, kalmadı muradın,
Mühürlendi ağzın, konuşur her bir azân,
Okundu amel, bu senin son kazancın.

Gece çöker kabre, ışık sızmaz taştan,
Korku sarar bedeni, başlar en baştan,
Kurtulamazsın artık dökülen her yaştan,
Sana fayda gelmez ne candan ne yardan.

Gömleğin kefen senin, cebi yok ki alasın,
Hangi yüzle Rabbine dua edip yalvarasın?
Zulmünle yaktığın o kalplerde yarasın,
Sen artık bu dünyada bir karasın.

Zaman durdu, mekan bitti, baş başasın kendinle,
Yüzleştin işlediğin her bir cürümle,
Dünya bir rüya, uyandın acı ölümle,
Hesabın görüldü bugün, en ağır hükümle.

Işık söndü, perde indi, sahne artık kapalı,
Ruhun yorgun, kalbin kırık, her yanın yaralı,
Kaderin yazıldı, hükmün çoktan karalı,
Dönüşü yok bu yolun, ey dünya yaralı!

​Kaç saray yaptın ki ömrün sığmadı içine?
Hangi yalanı kattın o zehirli işine?
Azrail bakmaz senin o beyaz dişine,
Toprak ortak olur o bitmeyen gidişine.

Mevki dedin, makam dedin, kulu kul eyledin,
Hakkı unuttun da batılı yol eyledin,
Kendi kuyunu kazdın, kendin kül eyledin,
Hayatını koca bir yalanla ziyan eyledin.

Dört kollu bir tahtadır senin son bindiğin gemi,
Ne kaptanı var bunun, ne de bir dümeni,
Götürürler seni, bırakırlar en dibi,
Sorarlar orada: "Hani nerede o kibrin sahibi?"

Şimdi sessizlik hakim, duyulur sadece böcekler,
Üstüne atılan o soğuk, kara kürekler,
Seni bekler orada ektiğin tüm gerçekler,
Açılır birer birer o gizli çekmeceler.

​Toprak ağır, gök uzak, kaçacak yerin mi var?
Sustu artık dillerin, söyleyecek sözün mü var?
Mizan kurulur elbet, kaçacak yolun mu var?
Ateşten gömlek giydin, yanacak tenin mi var?

İyi bilirdik desek ne fayda, her şey aşikar,
Günahlar boynunda birer zülfikar,
Mevla’ya dönmeyen baş, toprakta bin pişman,
Bu son durak dostum, bitti artık her imkan.

Hesap günü yaklaşıyor, saat tık tık işliyor,
Azrail her nefeste ensende bekliyor,
Yaşarken dön Mevla’ya, ömür tükeniyor,
Toprak seni, sen toprağı... sonsuzluk bekliyor.

Afşin Dualı
Kayıt Tarihi : 5.1.2026 02:45:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!