Son Dem
Bir köşede iki büklüm oturuşun,
Ve birde arada ümitsiz bakışın itmişti,
Beni bu İLAH'larla savaşa.
Ne oldu ki sana?
Birzamanlar tanrı ZEUS'u altetmiş,
Ve PİRAMİT'le daim kılmıştın sanaatını.
Ya BABİL'in ASMA KÖPRÜ'sü,
Heyhat...
BUDA'da kurtaramadı seni bu oturuştan.
Biliyorum az çırpınmadık, balığın karnından atılmaya.
Ne mahkemeler kurduk biz,
FRANSIZ İHTİLALİ'nda
Tüm malımızı vermemiz yetmedi
Yarının emeğinide rehin verdik RAHİP MARTİN'e.
İlk darbe değildi yediğim kardeşlerimden, çölde kuyuya atılışım.
Tam kurtulmuşken karanlıktan,
Terkeyledi hayat ortağım LUT diyarında.
Nedendi tüm bunlar?
Bir oğlum kalmıştı yanımda,
Oda yüz çevirdi bana NUH TUFANI'nda.
Az İLAH değiştirmedim bu sürgünde,
İşlemediğim suçtan yargılandım,
Bana ait olmayan kostümle çıktım idam sehbasına.
Hakimde bendim, savcıda.
Yaktığımız dağ ateşleri geldi birden aklıma,
Nede hoş giderdi, bıldırcın etinden sonra birkaç nefes sigara.
Bizi yıldızlardan saklayacak hiçbirşey yoktu,
Bir meşe ağacından başka.
Alev yüzümüzü yalardı esen rüzgarın itmesiyle,
Çok geçmeden köz olurdu kor alevler.
Küçük bir demlik koyardık o köze,
yarıya kadar çamur sıvalı.
O kaynadıkça ocakta, ben ritim tutardım tüfeğimi harbilerken,
Uyumaya çalışırdım sarıldığım palazın arasında.
Hem kundağım, hem de anam gelirdi aklıma.
Sen mırıldandıkça o şarkıyı,
Duyduğum en manalı sesti, HAYYALELSALAH uyandığımda.
Kılacağım ilk NAMAZ'ım olacaktı ama,
Onuda kaybetmiştim,
Bir İMAM ve bir URGAN'la.
Kayıt Tarihi : 24.3.2003 13:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!