Sırtımı., sarayın bir kale gibi yüksek duvarına dayayıp önce Marmara denizinin, Boğaziçi ve Haliç sularıyla kucaklaşmasını seyre daldım,
Sarayburnu’nun şiddetli akıntılarına duygularımı karıştırarak., ‘bu şehri böylesine çarpıcı bir güzelliğe kavuşturan, tepeden tırnağa giyindiği bu mavi giysi mi’ diye düşündüm...
Ve sonra Sirkeci garında noktalanacak., makaslarla birleşip-ayrılan yüzlerce ray hattına kapıldım...
Ray hatları ., bütün fay hatlarının üstünde., çelikten bir kelepçe gibi parlamak için güneşin üstlerine ışık olup düşmesini bile beklemeden, bu şehri dünyanın görünmeyen merkezine yapıştırıyorlardı sanki...
Sonra gözlerin geldi aklıma, ağladım…
Sarayın sırtımı dayadığım yüksek duvarları., esen rüzgarla birlikte bir sıra servi ağacının gölgesi ile dalgalanıyordu... Yukarıdan gelen çatal-kaşık sesleri ise bana açlığımı hiç mi hiç hatırlatmıyordu...
Ben seni düşünüyordum...
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni,




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta