kar serpiyor
turuncu mevsimin ıslak yanaklarına
yaprak döktü ağaçlar nehirler soğudu
pencerenin kızıl saçlarına
rüzgârlar yürüdü
hamuru fırına koy daye
çiya tohumlu ekmek pişsin
yanına tavşan kanı çay ince belli bardaktan
hızlıca dalalım gecenin
üryan şafağına
geçmiş zaman hikayelerinin tozunu alalım
üzerimizdeki kiri pası dökelim
yağmurlar yağarken
şimşekler vursun gözlerimize
konuşmak bazen eski yaraları kaşımak gibi
o yüzden tıp oynayalım mı daye
1-2-3 t ı p
konuşursak daye
yine orta yerinden kanayacak zaman
hani Şubatın o soğuk gününde pencerede
öten baykuşu hatırladın mı?
ellerimden kayıp giden tüm geleceğimi
rüzgârlı bir tepeden boşluğa savrulan
zamanı unutabilir miyim daye
hani bir daha hiç duyamadığım o ayak seslerini
kalbimin odalarındaki o sızının kanlı resmini
bırakalım geçmişi geçmişte kalsın daye
betonla örtelim acıların üzerini
öylece dikilelim
iki dilsiz dikilitaş gibi
donsun gözpınarlarım gamzelerimin göbek bağında
zaman hiçbir acıyı silemez
biz sessizce sarılıp uyuyalım mı daye
geçmişin karanlığına gömülerek
hızla geçiyor yıllar üstümüzden
sinemaskop bir perdenin el ayalarına çarpa çarpa
210202614.:45
Kayıt Tarihi : 8.10.2026 20:30:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!