Kişi doğduğu yerden, hele birde sevdiği yardan ayrı düşünce hüznün kara bulutları çöker yüreciğine.
Kara bulutların neminden,umutsuzlukların gamından doğan gözyaşları dereler misali akar gider sılaya doğru.
Sıladan ayrı gurbet ellerinde biçaredir artık.Yedikleri zehir,çektikleri kahır olup yaşamın taşınamaz yükleri biner omuzlarına.
Bahar,yaz geçmiştir farkına varmadan.Hazanın acı yelleri esmeğe başlarken, göçebe güz kuşları da geri dönüşlere başlamıştır artık.
İşte o an yeni bir umut ışığı doğmuştur hasretle yanan gönlüne.Havada sıra sıra sılaya doğru süzülen kuşlara doğru aniden yankılanır yüreğinin feryatları:
Güz Kuşlarım
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Sayın Abdullah Atay,
Bu şiirinizi çok farklı ve çok güzel buldum.
Kutluyorum sizi ve duygulu yüreğinizi.
Selamlar.
Leman Subaşı
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta