Gece,
içini döken bir gölge gibi uzanırken eşiğe,
bütün kelimeler
gömleğini yırtan rüzgâra bağışlar kendini.
Yürüdüğüm sokaklar
bir şairin yarım kalmış dizesi kadar yorgun,
ve ceplerimde
hiç söylenmemiş sözlerin ağır işçiliği.
☘️☘️☘️
Biz ki,
dünyanın en tenha köşesinde
kendi sesimizin gurbetine düşmüşüz.
Bir fincan kahvenin telvesinde ararken yurdu,
zaman,
parmaklarımızın arasından sızan ince bir kum saati.
☘️☘️☘️
Hangi kapıyı çalsam
ardında bir ayrılık provası,
hangi dizeye sığınsam
altı çizili bir yalnızlık kalır bana.
Şimdi gökyüzü,
mürekkebi kurumuş bir intihar mektubu gibi karanlık.
Ve ben,
hiç filizlenmemiş bir ağacın yaprağında
seni heceliyorum:
Sessiz,
derin,
ve upuzun bir iç çekişle.
☘️☘️☘️
Derken,
hiç hesapsız bir rüzgâr değdi o yaprağa,
gözlerin düştü kentin en tenha sokağına.
İlk bakış,
yıllardır biriken o sessizliği ortadan ikiye böldü.
Hiç bilmediğim bir iklimin kokusu yayıldı tenhalığıma,
bir yabancı gibi yürürken dünyada,
birden en aşina olduğum durak oluverdin.
☘️☘️☘️
Sesin,
mürekkebi karanlık gökyüzüne
ilk kez beyaz bir çizgi çekti;
"Merhaba" deyişin,
içimdeki o yarım kalmış dizeyi tamamlayan ilk nefesti.
O an anladım,
bütün o yorgun yollar,
aslında bu ilk karşılaşmanın gizli adımlarıymış.
☘️☘️☘️
Ve o upuzun iç çekişin bittiği yerde,
hiç filizlenmemiş o ağaç,
köklerini kalbimin en derin uçurumuna saldı.
Sen, gözlerinle yeni bir gündüz çizdin karanlığıma.
Mektuplar yırtıldı,
ayrılık provaları sahneden çekildi;
çünkü adın,
bütün yalnızlıkların altını çizen o kırmızı kalemi kırdı.
☘️☘️☘️
Şimdi sokaklar yorgun değil,
adımlarının ritmiyle uyanan birer nehir.
Ceplerimdeki o ağır sözler,
senin dokunuşunla hafifleyen birer kuş sürüsü.
Biz ki,
kendi gurbetimizde kaybolmuşken,
birbirimizin yüzünde bulduk asıl yurdu.
Zaman artık parmaklarımızdan sızan bir kum değil,
bizi sonsuzluğa taşıyan upuzun, berrak bir deniz.
☘️☘️☘️
Aç kapılarını,
bırak aksın ne varsa içimizde biriken,
damla damla,
duygu duygu,
kesintisiz bir nehir gibi...
Sana gelen bu yollar,
artık uçurum kenarı değil,
bütün gecelerin sabaha döndüğü o şefkatli ova.
☘️☘️☘️
Dokunduğun her hüzün,
parmaklarının ucunda eriyip giden bir kış karı.
Bak, nasıl da dökülüyor kelimeler kabuğundan,
nasıl da duruluyor o hırçın, o yalnız deniz.
Göğsümde çırpınan o yaralı kuş,
şimdi senin gökyüzünde kanat çırpıyor,
özgür,
hafif,
ve alabildiğine sonsuz.
☘️☘️☘️
Gözlerin,
dünyanın bütün gürültüsünü susturan bir tapınak.
Elin elimde yürüdükçe,
zaman dursa ne çıkar, aksa ne çıkar?
Biz zaten zamanın ötesinde,
hiç bitmeyecek bir şarkının tam ortasındayız.
Sızıyor içimize o kadim aydınlık,
ilmek ilmek örülüyor ruhumuz.
☘️☘️☘️
Hangi kapıyı açsak artık,
ardında batan bir gün değil,
hiç bitmeyecek bir sabah.
Sen ve ben değil artık,
damla damla çağlayan bu yeni aşkın adı:
Sonsuzluk.
☘️☘️☘️
Barış Cansever
Kayıt Tarihi : 7.11.2026 01:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!