1-
Aşk kendi içinde geçiyordu
Olgunlaşmış meyve gibi
Dalından düşmüşlüğüyle
2-
Sen benim üzüldüğüme bakma, geçer gider derim; geçmemiş olsa bile… Bir şiir yazarım. Bir yazıya damlarım. Belki bir kuş olup kanatlanırım. Yalnız bir masaldı demem, bir hayaldi diyemem… Şimdilerde gün sensiz başlıyor buralarda ve yine sensiz bitiyor en tatsız oluşuyla. Koskoca bir şehir, nasılda boş geliyor gözlerime. Yirmi (20) milyon insan koşturmacalar içerisine düşmüş ve bir kişinin eksikliği hepsini silip götürüyor. Bu şehir boş, bu şehir seninle hoş. Bu şehirde izler varsa senden yana, bilmelisin kokunun sindiği her köşe aşkın bahçesidir ve bilmelisin sen bahçesinde açıp büyüyen en nadide çiçeğisin… Sonrasına yazılmış özlem yazılarıyla bir hayatı kucaklayıp, yaşamak denilen yedi harfin içinden geçip gidiyorum senin dokunduğun, senin okunduğun en yaşanılası sayfaların içerisinden… Artık gelmene gerek yok. Nasılsa biz diye bir şeyde…
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta