Aşkın nârı yakmaz, pişirir derler,
Ham ervah ne bilsin, hep boyun büker.
Gönül bir kuyuysa, Yusuf’u bekler,
Derindeki o kuytuya, nar sürdük pirim.
Cihân-ı fânide, küstün mü aşka?
Bu dünya bir sahne, dert başka başka.
Girebilsek keşke, o sönmez aşka,
Kömürleşmiş bağra, kar sürdük pirim.
Ne dikiş tutar ruh, ne yara kapanır,
İnsan dediğin çiğ, hep buna inanır.
Kaderin önünde, diz çöker dayanır,
Onulmaz o dertlere, zar sürdük pirim.
Hazan çağı gelmiş, yaprak dökülür,
Gönül hırkasından, ipler sökülür.
Toprak dediğin elbet, bir gün bükülür,
Çoraklaşmış o ömre, dar sürdük pirim.
Gözyaşın kurutma, aksın da dolsun,
Varsın bu bedenin, sararıp solsun.
Hakikat yolunda, can kurban olsun,
Gözdeki o perdeye, fer sürdük pirim.
Zamanın dişinde, öğütüldük biz,
Deryanın içinde, kayboldu bu iz.
Ey Kalemsiz Şair, kalmadı hiç giz,
Özdeki o yaraya, şiir sürdük pirim.
Kayıt Tarihi : 4.3.2026 15:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!