Düşmüş bir yaprak daha bu ömr-i fânîden meğer
Kıl nasib ferdâsı bari ey latif ârâm ola
Sînemizde bedliğe miskâl-ı zerre verme yer
Sılanın hasreti köz etti artık kalb-i giryânı
Avâlimden mücerred ol sahârâda turâb gibi.
Muzahrefât-ı hayatın zehriyle doldu her yanı
Gönlünün teline vurdukça eriyen mızrab gibi
Gönül ister ki artık cânânın fikriyle mest olsun
Demek gidiyorsun
Sanma ki hayalin
Gözlerimin yabancısı olacak
Ve gözlerim
Geçmişin peşinden koşmayacak
Ku dil hildaye dîsa wek lehenga
di destan alaya sora evînê
tu caran naxwe xem îşev ji cenga
Enindârım hicranından kalbimdeki aşkının
Bir nefha ruhundan gelmezse can havar edecek
Nice eyyâm geçirdi can yetim kalmış cesediyle
Fakd-ı nûrunu şu fakir ölüm itibâr edecek
Bu fani yerde bitmez mi keder?
Hayat bir gölge, hakikat nerde?
Nerde bir yer ki ölüm yoktur der?
Şu derde çare bulsak o yerde.
Varmış ve yokmuş, ne kısa zaman!
Bir anne kucağıdır sığındığım geceler
Tenden canı çekmeyin, benden karanlıkları
Bilmem bana ne oldu, nedir bu bilmeceler?
Hiçbir şey görünmüyor, söndürün ışıkları.
Islak avuçlarımın -nasıl su bir ağaca
Vermedi asla bana hiçbir ümid
Hayatın vazgeçmez müdavimleri
Avutmadı ne müstakbel hayali
Ne de maceralarıyla mazinin kavimleri
Hüzün istila etti efkarımı
Bir anne kucağıdır sığındığım geceler
Tenden canı çekmeyin, benden karanlıkları
Bilmem bana ne oldu, nedir bu bilmeceler?
Hiçbir şey görünmüyor, söndürün ışıkları.
Simsiyah dâmenine sığınıp gecelerin
Koskoca bir yıl geçti üzerimden
yine o bankta oturuyorum
bir dosta bir sırrı bırakır gibi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!