yağmurdan kaçtım yıllarca,
doluya tutulurum sandım,
meğer insanı ıslatan gökyüzü değilmiş,
bir çift gözün altında
şemsiyesiz kalmakmış.
ben sevmekten korkmadım da
sevdiğim kadar sevilmemekten korktum,
çünkü insan
yarasını düşmanından değil,
başını yasladığı omuzdan alınca
kanını içine akıtıyormuş.
kaç kere gönlüme
akıllı ol dedim,
dinlemedi.
akıl dediğin hesap kitap bilir,
gönül ise
bir gülüşe bütün servetini yatırır.
sonra iflas edince de
oturup kaderi suçlar.
benim gönlüm de öyle işte,
cebinde beş kuruş huzur yok,
hala aşk zengini gibi dolaşıyor.
sevmek dedikleri nedir diye
çok sordum kendime,
kimi sabır dedi,
kimi kader,
kimi de iki güzel söze
ömürlük anlam yükledi.
ben sustum.
çünkü benim bildiğim sevda
gelene kapı açmak değil,
gideceğini bile bile
ardından kapıyı kapatamamaktır.
en güzel rüyalarım hala aklımda,
uyanmasaydım belki mutluydum.
insan bazen gerçeğe kavuşmak için değil,
rüyasını kaybetmek için uyanıyor.
baş ucumda mutluluk vardı güya,
elimi uzattım,
bir avuç yalnızlık geldi.
demek ki mutluluk da
bazı insanlar gibiymiş,
yakından bakınca
uzakta durduğu kadar güzel değilmiş.
kalbim ara sıra atıyor şimdi,
doktor görse yaşadığımı söyler,
ben görsem inanmayacağım.
çünkü yaşamak başka şey,
birinin içinde yaşamak başka.
nefes almakla ömür geçiyor da
insanın içine sinmeyen hayat
kaç yıl sürerse sürsün
bir türlü yaşanmış sayılmıyor.
bir gece gönlümü önüme koydum,
dedim ki.
söyle bakalım,
bu kadar yolu niye yürüdün?
sustu.
kimi bekliyorsun? dedim,
yine sustu.
meğer gönlün de dili varmış ama
yalnız sahibine karşı lal olurmuş.
el aleme destan anlattığı derdi
insanın kendisine
bir kelime söylemezmiş.
sonra bir terazi buldum,
bir kefesine seni koydum,
öbür kefesine kendimi.
sen ağır geldin.
şaşırmadım.
çünkü ben seni koyarken
yalnız seni koymuşum,
kendimi koyarken
yarım bir adam bırakmışım.
insan sevdiğine kendinden verdikçe
hafiflermiş meğer,
sonunda terazide değil,
hayatta eksik kalırmış.
dedim ki kendime,
bir insan için bu kadar eksilmek
hangi kitabın sevap hanesinde yazar?
cevap bulamadım.
zaten aşkın kitabı olsa
ilk sayfasını aşıklar yırtardı.
çünkü herkes sonunu bilmek ister,
oysa sevdanın marifeti
sonunu bile bile
ilk cümlesine inanmaktır.
ben sana kızmadım aslında,
kendime de pek kızamadım.
insan gönlüne mahkeme kurunca
hakim de kendisi oluyor,
sanık da.
ne ceza verebiliyor
ne beraat.
dava yıllarca sürüyor,
tek şahit hatıralar,
onlar da her duruşmada
başka türlü konuşuyor.
yalnızlık dedikleri de
evde tek başına oturmak değilmiş.
bunu geç öğrendim.
kalabalığın ortasında
bir kişinin yokluğunu sayabiliyorsan,
işte yalnızlık orada başlıyor.
masada dört sandalye olsa ne çıkar,
gönlün bir kişiye yer ayırdıysa
ötekiler zaten
misafir sayılıyor.
ben sevilmek istedim,
çok şey mi istedim bilmem.
ne saray istedim
ne mülk,
ne de ismimi göğe yazsınlar dedim.
bir insanın aklına
gece herkes gittikten sonra
iyi ki var diye düşmek istedim.
meğer şu dünyada
bir gönülde yer bulmak,
bir memlekette tapu bulmaktan
daha zormuş.
şimdi gecenin önünde
iki sandalye var.
birinde ben oturuyorum,
öbüründe yokluğun.
inan bana,
yokluğun senden daha konuşkan.
senin söylemediğin ne varsa
gece boyunca anlatıyor,
ben de susup dinliyorum.
çünkü bazı insanların kendisi gider,
sesi kalır.
bazılarının sesi gider,
susuşu ömür boyu kalır.
ve yine o terazinin başındayım,
bir yanında sen,
bir yanında ben.
artık hangimiz ağırız bilmiyorum.
belki sen çoktan indin teraziden,
ben hala ikimizi tartıyorum.
insanın en büyük yanılgısı da bu ya,
bitmiş bir sevdanın hesabını
hala iki kişilik tutmak.
gece bitmek üzere,
sabah kapıda.
hasret ise arsız bir alacaklı gibi
kapımı çalıyor.
verecek huzurum kalmadı,
alacak ömrüme göz dikmiş.
şimdi söyle,
bu hesabı kim kapatacak?
sen mi geleceksin,
ben mi vazgeçeceğim?
çünkü ikimiz de biliyoruz,
bazı hasretleri kavuşmak bitirmez,
bazılarını ayrılık da öldürmez.
insan bazen birini değil,
onda bıraktığı kendisini özler.
ve korkarım ki
bu gecenin sonunda
ne sen kazanacaksın
ne ben.
yalnızlık oturacak terazinin ortasına,
bize bakıp gülecek.
siz birbirinizi tartarken
ben ikinizi de aldım.
✍️
Mustafa AlpKayıt Tarihi : 25.09.2026 12:46:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!