1968 yılında Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesine bağlı Belören Beldesi'nde doğdu. İlköğretimini doğdu yerde, lise eğitimini İzmir'de tamamladı. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünden mezun olduktan sonra aynı üniversitenin Siyaset ve Sosyal Bilimler Bilim Dalı'nda yüksek lisans(master) öğretimini tamamladı. Ortaokul sıralarında, daha on üç yaşındayken Türkçe öğretmeninin: Orhan Veli, Ömer Hayyam ve Behçet Necatıgil ile tanıştırmasıyla girdiği şiir ırmağından bir daha çıkamadı. Şiirlerini Anadolu'nun o doyumsuz renkleriyle besleyen şair, toplumcu gerçekci çizgiye yakın durmaktadır. Şiirleri: Kum, Ardıçkuşu, İzmirizmir, Maviada,Batısöz, Bayati(Azerbaycan) gibi edebiyat ve sanat dergilerinde görünen şairin, 'Rüzgarın Alnındaki Şah' isimli ikinci şiir kitabı Azerbaycan Türkçesine çevrildi.
Eserleri
1- Pusularda Bekliyor Zaman
2- Rüzgarın Alnındaki Şah
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!