Kalbim ürkek bir serçe gibi
Konuyor kağıda her bir dizede
Ellerim titrek, sözlerim kırık
Bir hatıranın gölgesinde
Kuşlar unutmaz eski şarkıları
Yapraklar düşerken kendi vaktinde,
Zaman bir nehir gibi aktı bu sene.
Rüzgarın getirdiği fısıltılarda
Anladım; her mevsim bir dersti bize.
Eski aşklarınn sessizliğiyle,
Gözlerimi açtım yeni bir güne.
Ne dünün kırgınlığı kaldı geride,
Ne de yarının telaşı zihnimde.
Gönül vardım yâre deme,
Her vuslatta dert saklanır.
Bir bakışa yanma hemen,
Her sevene yâr olunmaz .
Yalnızlığın eşiğinden kalkıp da geldim
Issız sokakların unuttuğu bir adla
Beni çağıran sen miydin, bilmiyorum
Ama her şey sende bitiyor, her şey sende başlıyor
Geceler adını söylemekten ürküyor artık
Ben hâlâ sessizliğe yeminliyim.
Gözlerimi açtım demir parmaklıkların ardında,
Yıllarca gökyüzünü bir kareye sığdırmışım.
Gölge düşerken o daracık odama,
Meğer ben kendi içimde bir zindan yaratmışım.
Ama bugün, o paslı kafesi ayırdım kilitlerinden,
Sen gaybı bilmezsin
,
Gönülden geçeni görmezsin
,
Sevdim der geçersin
,
Canan’a erdim sanarsın.
Oysa aşk bir perdedir.
Dilimde sade bir söz, kalbimde derin sevgi,
Bilmezler ki şu sevdama kelimeler değil dengi.
Dışarıda dünyanın o bitmek bilmeyen gürültüsü, Ruhumu yoruyor her insanın sessiz gürültüsü .
Sana çevirdim yüzümü, bu kalabalık handa,
Sadece hasretin büyüyor her anımda.
Dışarıdan bakıp hüküm giydiren,
Kalbin kuytusunu görmeden bilen...
Gözün gördüğü kadar sanma hayatı;
Sayfa okumadan kitap bitiren.
Uzaktan taş atmak kolaydır elbet,
Göğsüm mahkûm kalmış kuş misali bir kafeste,
Öyle bir zindan ki bu, acısı sızım sızım derinde;
Zindandan beter bir dünya var şimdi içerimde.
O zindanın acısı ki derinden de derinde..
Çırpınan ruhumun sesi kesilirken bu kafeste ,
Bir seher vakti ilişti ruhum zamana,
Sanki Kâlu Belâ’dan kalmış bir sızıdır içimde taşıdığım bir sen
Ne bir isim biliyorum sana dair,
Ne de yüzünün hangi mevsime benzediğini.
Lakin yüreğim
Asırlardır seni tanıyormuş gibi ürperiyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!