Hangi çiçekleri diksem parmaklarıma?
Yüzüne dokundursam,
Narin menekşeleri.
Hangi papatya yakışır kulağının arkasına?
Ufkuna sıralasam ay ile gurubu…
Tüm tonları kurban edip yeşile,
Yosunları saklasam gözlerine.
Titretme dudaklarını sevda bakışlım.
Ellerimdeki çiçekleri biçtirtme bana!
Kaldır yüzünü, doğsun güneşim!
Yüzünün eşsiz görkemi,
Yaradan’ın en ender eseri…
Kır kanadımı kolumu,
Hatta kalbimi,
Ama seni sevmeme engel olma!
Bırak seninle doldurayım hücrelerimi.
Ben kendime hükmedemezken,
Bu divane yürek dinler mi seni?
Her geçen gün yeni bir sebep buluyorum seni sevmeye.
Mesela bugün kaşlarına düştü perçemin.
Nasıl düştüyse o güzel kaşlarına,
Sen de her an binlerce kez yine düştün gönlüme.
Hangi yazgı yazıldı bize be sevda bakışlım?
Hangi nasipsizlik yolumuza yeşillendi?
Ver elini, çevirelim yönümüze,
Kaderin çarkını.
Rüzgar ritmini bile esirgiyor bizden notalarını.
Sen sakın dökme yapraklarını,
Ben feda ederim sana en son baharlarımı.
Sen hep öyle güzel,
Öyle çiçek,
Öyle sevda bak.
Kuraklık yakışmaz sana.
Yağmura ser topraklarını.
Ben ekerim bataklığa,
Rengarenk kırları…
Kalk gidelim Tur Dağı’nın yamaçlarına.
Sürüver kirpiklerini, inciye çalsın,
Kumlar, taşlar, kayalar…
Vuslata gitsin aşk kervanları.
Sür ikimizi ebediyen mutluluğa.
Ver elini sevda bakışlım,
Sen bana bir el, ben sana bir ömür.
Söyle, hangi berzaha kilitleyim ellerimizi?
Gel sevda bakışlım,
Sonsuzluğa kanat açalım birlikte.
Senin bir nefesin yeter,
Evreni eritmeye…
Ağzından çıkan her söz,
Emirdir aşk döngüsüne…
Kayıt Tarihi : 11.09.2026 02:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!