sevda ateşten bir gömlek demişler olsun be.üşümüyorum hiç olmazsa.her anım sonbahar kokusu tonunda.sapsarı caddelerinde dolaştığım bu kentin tüm çocuklarına ben yetişiyorum sanki süt ve ekmek götürmek için.gülüşünün anlamında serçelerin su içişi ferahlığı var senin.
sen bin yılların bitmeyen türküsü ayrılıkların ve kavuşmaların yürek burkan öyküsüsün.sabah yeli meğer senden haber getiririmiş turnalar uçarmış sana.
hazırlıksız yakalandım hep aşka.yalnızlık benim en basit ve kişisel yaşam hikayemdi.ama üstümden hiç çıkarmadım ateşten gömleği.sevda beni duyuyorsa bakışlarında o sonsuz anlam yüklü tonda daima olacağımı bilmeli.
ben serseri,çaresiz,çocuk,herşeyde olduğu gibi aşkta da dağınık ve şiir dolu. yorulduğum an olmadığım andır.
büyümeyi bilemedim aşkım affet.benim sonucum bu.pencereden bakamadım hiç sokağa.hep sokaklardaydım çünkü.sığamadım hiçbir yere.yer gök alamadı beni içine.bir gözlerinde durabildim bir de sesinin şefkat dolu ıslaklığına sevda.
seni bulamadım hiç yoksul sokaklarımın yaralı akşamlarında.ömrünün şiiri olamadım.tepeden tırnağa ıslanmış hiç tamamlanamış yüzünün anlamsızlığa mahkum anlamı ben oldum nedense.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta