Gece, şehrin üzerine ağır bir kadife gibi inerken sokak lambaları yıldızlara özeniyordu.
Rüzgâr, duvar diplerinde unutulmuş hatıraları usulca ayağa kaldırıyor, her birine yeniden nefes veriyordu.
Bir adam, cebinde kırık bir pusula ve kalbinde yönünü şaşırmış bir umut taşıyordu.
Adımlarını taş kaldırımlara bırakırken geçmişi arkasından ince bir gölge gibi sürükleniyordu.
Gökyüzü, suskun bir deniz gibi dalgasızdı ama içinde fırtınalar saklıydı.
Bir pencereden sızan sarı ışık, ona hâlâ bir yerlerde sıcaklığın mümkün olduğunu fısıldadı.
Kalbi, eski bir saatin tik takları gibi yorulmadan aynı ismi tekrar ediyordu.
Çocukluk, o derin ırmak çağrısı
O masal dağında ünleyen gazal
Güz ve hasret yüklü akşam bulutu
Güz ve güneş yüklü saman kağnısı
Babamdan duyduğum o mahzun gazel
Ahengiyle dalgalandığım harman
Devamını Oku
O masal dağında ünleyen gazal
Güz ve hasret yüklü akşam bulutu
Güz ve güneş yüklü saman kağnısı
Babamdan duyduğum o mahzun gazel
Ahengiyle dalgalandığım harman




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta