Umutlarım ayaz vuran iklimler de geçmişimle yüzyüze.
Hep bir sorgu sual hesap içerisin de.
Her seferin de cevapsız kalan sorular.
Yanıtlanamayan sualler.
Soru işaretleri,ünlemler.
Bir türlü noktaya varamıyordu umutlarım.
Çözülemeyen bir bulmacanın içindeydi hayat.
Daha ne kadar bedel ödenmeliydi bu aşka?
yılların geçmişliği çekilen çileler,
tükenen bir ömür yetmemiş miydi?
Daha ne kadar bedel ödenmeliydi?
Bu üç kuruşluk olup beş kuruşa varamamış,
şerefini lekelemiş aşk da.
Ne emekler emek ti,
Ne sevmeler sevmek,
Bu ateşler niye?
Sabret umudum,sabret,
Gün gelip sağanaklı yağmurların altın da,
Bırakacağım bu aşkı.
Vereceğim sellere akıp gitsin diye.
Elbet ayaz vuran iklimler de son bulacak.
Ve üç kuruş olup da beş kuruşa varamamış,
Şerefi lekelenmiş aşk.
Layık oldugu kıyılar da yosun bağlayacak.
05/05/2011
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta