Serdar Gürbüz Şiirleri

18

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Serdar Gürbüz

Aşk, bir kadındır. Her acıyı dindiren, baştan aşağı şehvet kokan, saçları alev kırmızısı, teni gökyüzü renginde… Dokunduğu zaman cehennemi anımsatan bu peri, sonsuzluğun ve farkındalığın biricik mecrasıdır. Hayatın bütün acısını sağaltan bu kutsal dişi ne yazıktır ki her erkeğe yar olmaz. Aşk, sıradan erkeklerin arzuladığı sığ bir dünyada, kendi cennetini yaratarak, derin bir acıdan, dipsiz bir karanlıktan beslenir. Karanlık yolları seçer ve bizim gibileri büyük bir şefkatle kollarına alarak ödüllendirir. Aşk, bütün naifliğiyle ölümcül bir güzellikten yolunu bulur. Acizler ve mutsuzlar onu hiçbir zaman hissedemez. Esrarengiz ve sonsuz olan Aşk, bizim olmalı, hiç kimsenin dokunamadığı, ulaşamadığı, tadamadığı zevkleri tattıran bizim kadınımız! Aşk; Kutsal üzümlerden yapılmış tek müptelalığımız şarap Aşk...Her fikrimizi ezbere bilen, kendine âşık eden, hayata küstüren, aşık olmayı öğütleyen bir kadındır o. Estetik olan tek düşüncemiz, bütün ezberlerimizi bozan tek zarafet sensin! Ah aşk, bizi bir aşık yap, her öpüşünle! Aşk, dünyevi arzulardan arındığım günden bu yana hep elimden tuttu. “Tek bir gerçek var ve insanlar, nefes alan her varlık, görünmeyen Allah, bu mutlak gerçeğin bir yansımasıdır” dedi. İşte benim kadınım, işte benim kurtuluşum! Yüce bilginle donat beni! Yeniden yarat! Doğumun ne kadar sıradan olduğunu birlikte ispatlayalım insanlığa. Aşk, en kutsal bilginin esirliği… Düşman et beni kimsesiz aşıklara..! İşte bu kadın benim rüyalarımı yazarak, kaderimi ellerine alarak, bir sihirbaz edasıyla dokunur ruhuma. Aşk, ah aşk! Tarifsiz acı… Sen benim olmalısın, benim olmalısın ki, çıkabileyim aşıklar meclisine..!!SG

Devamını Oku
Serdar Gürbüz

Aşk, herkesi yakan lanet olasıca şey…
Hangi aklı başında insan olmak ister ki ?
Hangi aklı başında insan hayatla bağlantısını kesmek ister ki ?
Hangi aklı başında insan, ağlamak, ağladıkça kimsenin bilmesini istemediği duygularını ulu orta göstermek ister ki?
Hangi aklı başında insan hayatta “Ben” kavramını unutmak ister ki ?
Hangi aklı başında mutsuz olmak ister ki ?

Devamını Oku
Serdar Gürbüz

Umut Peceresi Beynimde Ağlayan Bebek Gibi

Bir ışık yeri ve göğü aydınlatan. Ardından bir ses, yürek hoplatan. Ve sonra yağmur bardaktan boşalırcasına yağan. İşte deniz karşımda; hırçın dalgalarıyla cihana serenad yapan. Dört ayaklı tabure kıçımı rahata kavuşturan. Dededen kalma antika şemsiye, sol elimde çadır gibi poyraza karşı koyan. Sağ elimde sigaram, kafam da hayaller. Tüm dünyaya ben de varım amk diye meydan okuyan. O ses bebek.!! Bebek ağlaması kafam da , çok gerçekci her ne kadar yalan olsa da. Doğuma meydan okuyan bebek haklı. Zira paslıdır bizim gibilerin umut penceresi. Yağlasan da açılmaz menteşesi. Yağmur yağmaz, kar değmez, güneş görmez, ay ışığına hasrettir. Bizim gibilerin umut penceresi. Kuş konmaz meselâ ne kadar koysan da eşigine buğday. Doğ artık bebek . Gözden, götten, burundan birinden çık artık. İlahi bir dokunuş bekliyor sanki. Göklerden ve yerlerden ve kuzeyden ve güneyden ve batıdan ve de doğudan ilahi bir dokunuş bekliyor sanki. Bizim gibilerin umut pencesi. Beynimde ağlayan bebek gibi...!!SG

Devamını Oku
Serdar Gürbüz

Bir savaş patlar içimizde: Büyük cinsten bir kıyımın başlangıcı. İlk kez savaşın yanında olmak zorunda hissederim, neden mi, çünkü her yıkım bir müjdedir, çünkü düşman aslında bir aşıktır. Ve aşık mırıldanmayı değil, içten içe yanmayı yeğler. Ancak cinsel çürüme çoktan tüm uzuvları sarmıştır. Müdahale şarttır evet, savaş da kaçınılmazdır… Artık yeni bir lisan ve yeni bir hayat zorunlu hale gelmek üzeridir. Bu zorunluluğu göremeyen ahmaklar silsilesi şimdilerde birer tacizci edasıyla oradan oraya savrulup duruyorlar. Bu seramoniye kimileri arzu, kimileri seks, kimileri ise ruhun cinayeti, manzumesi adını verdi....!!! SG

Devamını Oku
Serdar Gürbüz

Bir zayıf ruhum ben yeryüzüne dayanmaya çalışan. Şiirlerim küfür dolu. Sessizliğim beni çağırıyor bir sonsuzluğa. Ağrılarımı hisseden dizlerim yağmuru getirmeyecek bana
İnanmıyorum. İnanmıyorum bilimin modern yalanlarına. Yazan aklım bir acemi kuş sadece.
Gitmek isteyen ruhları ve çocukları seveceğim ben, Olmak istemeyenleri.
Zayıf ve oldukça güçsüz bir ruhum ben.
Reddedilmişliklerim Allah'a değil.
Şiirlerim sizlere değil,

Devamını Oku
Serdar Gürbüz

Ben geçmişten sıyrıldığımı düşünüyor, mutlu mesut günüme bakıyordum. İnatçı değildim, kindar da olamadım hiçbir zaman. Ama beni sevmeyen ve aldatan insanlara karşı hiç de tahammülüm yoktu. Ama o . Bir gün, bir gece ansızın bir mesajla geri geldi. Onca zaman sonra. Hem de bir başkasını sevdiğini söyleyerek. Ne için gelmişti? Ne istiyordu? Cevapsız bırakmak istemedim ama, yapamadım. Bu sefer birçok şeyi göze almış, o kendisi gelmişti. Peki ya şimdi ne olacaktı? İçimde koca bir gezegen vardı. Fakat içinde ne yaşamam gerektiğine dair hiçbir fikrim yoktu. Ne hissediyordum, ne hissetmem gerekiyordu? Düşündüğüm tek şey, bildiğim hiçbir şeyin olmadığıydı. Koca bir boşluktan ibarettim. Peki neden cevap veremiyordum hala? Ona karşı bu kadar zaafım varken neden karşı koyabiliyordum? Onda ki alışkanlık mıydı gerçekten? Onca sene sonra aynı alışkanlığın devam etmesi ne kadar mümkün olabilirdi? Milyon tane sorum vardı özüme, vardı da. Bunlara verecek bir cevabım yoktu. Cevaplaması için bu soruları ona mı sormalıydım? Kanıma işledi, derime işledi, içime işledi cevap veremiyordum. Kalakalmıştım. Ve ben hissizliği iliklerime kadar hissederek, ironi dolu bir yaşantıya göç ediyordum. Bu bir intihar girişimiydi benliğimde. Geçmişi es geçmek yerine, dönülmeyecek yollara sokmak gerekiyordu. Yapmadım cevap vermedim. Rafa kaldırmak değil de yakıp yıkıp atmaktı gereken. Günlerce bu mesaja baktım. Geçmişte ona dair, onunla yaptığım şeylere dair ne varsa son kez hayatımdan geçirdim. Ona şiirler yazdım, onu düşündüm, bol bol esrar içtim. Alkole dayandım, geceleri ağlamak istedim. Immmm ağlayamadım. Bitiyordu, hissediyordum. Onun yapamadığını ben yapacaktım ve raftan alıp yakacaktım geçmiş defterini. Serdar G.

Devamını Oku
Serdar Gürbüz

Ruhunun fahişeliği, sezgilerini yakıyorsa. Aşka sarıl tüm uzuvlarınla ... Kalbinin en güzel yerinden akan şehvetten iç.
Kendin ol..!
Özenme satılık ruhun oruspu yoldaş arayışlarına
Çok yorgunsun biliyorum,
yüzyılların vahşeti omuzlarında.
Kadim savaşların kanıyla sulandı iç organların

Devamını Oku
Serdar Gürbüz

Ben hiç âşık olmadım ki! Aslında aşkın ne olduğunu da bilmiyorum. Eğer aşk, sevgiliye duyulan özlem ya da ayrılıktan dolayı çekilen hasretse, ben, hep olmayan sevgiliye özlem duyuyorum. O sevgilinin yokluğundan dolayı hasret ateşleri içinde yanıp tutuşuyorum. Ama bunlar aşk değil ki. Bu, basbaya özlem ve hasret!
Sahi aşk ne? Bir güzeli görünce yüreğinde duyduğun coşkunluk mu? Fakat bu da duyulan o coşku ve taşkınlık işte! Belki de bu, aşkın bir tezahürü, ama aşkın kendisi değil muhakkak. Aşk, kadınına, çocuklarına duyduğun sevgi mi? Onlara olan bağlılığın mı? Gerçekten nedir aşk? Bir de aşkın gerçeği ve sahtesi oluyormuş! Çok zaman gerçek aşktan bahsediliyor. İşte bu gerçek aşk! Sevgilinin uğruna canından bile mi vazgeçmek bu? Yollara düşüp avare dolanmak mı yoksa?
Yahut aşk, duyamadığın, açıkça hissedemediğin, bilemediğin bir sonsuzluğun huzurundaki perişanlık mı?
Aslında bir parça hissedilmiyor değil: Sanı veya gerçek; ama bir duygulanım, dolayısıyla bir his az veya çok hep var. Hissediyorsun bir şeyler; bu his, sürekli olunca sezgiye dönüşüyor. Sezgi, nesnel bir bilgi değil. Bilgi, açık kanıt istiyor. Aktarılabilecek açıklık istiyor. İşte buna ermek, çok zor görünüyor. Bilemiyorsun, bulamıyorsun. Adem ile Havva buldu mu ki; acaba. Buldu ise niye yaymadı,aşkın cahili, katili, tecavüzcüsü olan insanlığa...! SG.🎈🎈🌙🌈🎈

Devamını Oku