Her köşe başında beliren o tanıdık hayâl,
Bir hayal ki ruhumun arkesine meyyâl
Mukaddes bir sır gibi saklanırsın da içimde,
Güneşin çekirdeği, can yarısı biçimde
Ne yana baksam, yansır hayalin zamanın aynasında
Can bulur canım, yaktığın dumanın raynasında
Sen, gidilemeyen yol, ulaşılamayan menzil,
Sen, kendimden kendime tenzil
Sen, bu fani ömrün yegâne anlamı, hâlim
Sen, gönül tahtında kuğu saflığıyla bir zâlim,
Ağlaşır kendince hâli pür melâlim
Hâviye misali sineme sarılı hicranın
Görülemez emsali asırlarca böyle ricânın
Eski şairlerin mısralarında arıyorum bu derdi;
Hasretin akışı hecelerde Vezüv değil,
Harflerinin yakışı gayyadan da beterdi
Bir hasret-i canan, bir tükenmez melâl
Doldursan yokluğunla cihânı varlığına istidlâl
Ya Fuzûlî ya Bâkî ya da Nedîm ne derdi
Ben yanınca onların sözü hitâma erdi
Düşlerim bari al al sunakla dolsa
Gözlerin bir an olsun gözlerime râm olsa
Âdetidir aşkın, âşığı ağlatır derler
Dayanmaz sine Shakespeare'de dram olsa
Adetçe eksilmekte âh ömrümün ederi,
Asırlarca dolamaz gönlümüzün hederi
Mekân olmuş gözlerin ejderha nefesine
İndirir külüngü şule-i ümidin ensesine
Sensizlik ruhumu saran zifîrî bir gece,
Eski evlerin tahta masalarında gizli bilmece
Yokluğun harlıyorken şu çaresiz leylünehârı
Yorulmuş ruhumun iftihâr-ı medârı
Yetiş ey gözümün fındıklığı Nevbahâr’ı
Yetiş ki mermer olsa adeta bu can
Yaşarken gömer sakuleta misali hicrân
Kayıt Tarihi : 27.06.2026 04:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!