Kırık yorgun bir gece ..
Vuslata mahkum iki yalnız ruh,
Suskunluğun uğuldayan derinliğinde ..
Bakışlar parlement maviliklere uzanmış,
Dudaklarda buruk bir gülümseme ..
Sen ki;
Işıltısı unutulmuş gecelere,
Ruh katan bir yakamoz ..
Üsküdar'da turkuaz yeşili eşsiz,
Kanlıca'da tutkulu bir deniz ...
Dün şöyle bir dolaştım,
Yedi tepeli kadim şehri ..
Boğaz lacivert rengine bürünmüş,
Kız Kulesi yoğun sis içindeydi ..!
Düşünceli yürüdüm Karaköy'den Sarıyer'e,
Gün olur !
Mavi mevsimlerden ayrı düşer de ..
Sensizliğin ıssızlığında suskun kalırsam ..
Boyun eğmiş dolgun başaklara,
Dokunmak istemiyorum ..!
Kadın dediğin
Varlığı doyumsuz heyecan,
Var olduğu yer cennetin olmalı ..
Gülümseyen kısık gözleri,
Önemi yok kim olduğunun ..
Gün olur da denk gelirsen ..
Duygularını anlatan birine ..
Mümkünse ruhunla dinle ..
Gir gözlerinin içine ..
Ne zaman;
Nar çiçeği kıvamında dem'lense özlemin ..
Uzanıyor uzaklardan ..
Burun ucundan tutkuyla öpüyor gibiyim ..!
Kanatlarından yakaladığım zamanı,
Sensiz yarınlara yürümesin diye,
Sevgili Nazım Usta ..
Sen ki !
Gönüllerde ulu çınar ..
Gülhane Parkında ceviz ağacısın ..
Memleket sevdasıyla harladığın umutları ..
Nefesimde asılı nefesin !
Yükle rüzgarın kanadına,
İnci çiçeği kokunu getirsin ..
Bakışlarımda özlemin soğuk esintisi,
Sızısını sen de bilirsin ..
Biraz haydari yanında kavun ..
Peynir gemisi pruvasına oturmuş ..
Oturmuşta rakının dibine vurmuşum ...
Elimde kırık telli sazım,
Ruhuma çöreklenen acılara feveran,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!