Dün şöyle bir dolaştım,
Yedi tepeli kadim şehri ..
Boğaz lacivert rengine bürünmüş,
Kız Kulesi yoğun sis içindeydi ..!
Düşünceli yürüdüm Karaköy'den Sarıyer'e,
Gün olur !
Mavi mevsimlerden ayrı düşer de ..
Sensizliğin ıssızlığında suskun kalırsam ..
Boyun eğmiş dolgun başaklara,
Dokunmak istemiyorum ..!
Kadın dediğin
Varlığı doyumsuz heyecan,
Var olduğu yer cennetin olmalı ..
Gülümseyen kısık gözleri,
Önemi yok kim olduğunun ..
Gün olur da denk gelirsen ..
Duygularını anlatan birine ..
Mümkünse ruhunla dinle ..
Gir gözlerinin içine ..
Ne zaman;
Nar çiçeği kıvamında dem'lense özlemin ..
Uzanıyor uzaklardan ..
Burun ucundan tutkuyla öpüyor gibiyim ..!
Kanatlarından yakaladığım zamanı,
Sensiz yarınlara yürümesin diye,
Sevgili Nazım Usta!
Sen ki;
Memleket sevdası 'Hikmet'inle ..
Kaleminle yeşerttiğin özgür umutları,
Barış ve sevgiyle bütünleştirensin ..
Biraz beyaz peynir yanında kavun ..
Vapurun sol güvertesinde oturmuş ..
Oturmuşta rakının dibine vurmuşum ...
Elimde teli kırık sazım,
Hırçın dalgaları yalayan bir türkü tutturmuşum ..
Aç kollarını kadim İstanbul !
Kaldır başını ruhunla sar beni ..
Biliyorum sır değil !
Sen şiirlere ben sana meftunum ..
Bugün de penceresiz kaldım,
Biliyorum ..
"Sen bana geç kaldın ..
Oysa ben ..
Sende eksik olan,
Duru bir yağmur damlasıydım !"
Yine duygularıma duyarsız !
Beyaz papatyasız bıraktı bahar ..
Anılarımla sorgudayım ..
Seni okuyorum sabaha kadar ...
Yorgunum !
Mola verdim geceye,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!