Dün kıyısında yürüdüm,
deniz turkuaz bir sır gibi duruyordu,
dalgalar gökyüzünden ödünç ışıkla oynuyor,
dağların eteklerinde küçücük yerleşmeler
ışığa tutunmuş çocuklar gibi titriyordu.
Kıyılarında zeytin ağaçları,
her biri Nazım’dan bir şiir okur gibi,
yaprakları rüzgârla fısıldıyordu:
“Güzellik, görünmese de saklanmaz.”
Hereke’nin göğsünde çıplak bacalar,
mahvolmuş bir aynanın gölgeleri gibi
denizin şeffaf tenine düşüyordu,
ama sen hâlâ
anaç yürekli bir zümrüt gibi
yüzümüze gülüyordun.
Dağların eteklerine mavi güpürden
dantelayla işlenmişsin,
Yaradan öyle derinden dokunmuş,
istiridyede saklı kırmızı inci gibi
unutulmuş, ama hâlâ ışık taşıyan.
Onca fabrikanın gölgesine rağmen,
senin nefesin hâlâ martılar kadar beyaz ve berrak,
ve hâlâ değerin biz insanlara muğlak.
Hayran kalıyoruz sana,
ama sen sessizce, tüm inceliğinle
ruhumuzu yıkıyorsun.
Ve sen…
Unutulmuş bir şarkının son notasındaki ışık gibi,
sessiz, derin ve duru.
Kim bilir, belki bir gün görürler sislerin ardındaki güzelliğini.
Kayıt Tarihi : 28.8.2025 10:33:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Marmara körfezinin görünen ve görünmeyen yüzü…
Asıl,
"Gönül ve akıl gözüyle" bakıp
Var olan güzelliği
Farklılığı
Ve de gerçeği görebilmektir,
Ne mutlu size Ata Kızı,
Tebrikler bu güzel şiire...
Çok teşekkür ederim Mustafa bey, saygı ve selamlarımla…
Çok teşekkür ederim Orhan bey, saygı ve selamlarımla …
TÜM YORUMLAR (2)