Sen Işık Şiiri - Bahar Ada

Bahar Ada
92

ŞİİR


19

TAKİPÇİ

Sen Işık

Her defasında korkarak kaçıyorsun.
Gönül kafesinden telaşla fırlayan,
kendini zamana adamış nefes gibi.

Nefes: ışık,
gönül kafesi: karanlık.

Ecele faydası yok korkunun, bilirsin.
Sevmemeye yemin ettiysen eğer,
bu, o zamana olan sadakatinden değil,
hepsi kendi kendine olan bencilliğinden.

Egoistsin kendine.
Sadık değilsin kendine.

Üzüntünün tek sebebi kendinsin.
Yaran bir başkasından yadigâr değil,
bu miras kendinden.
Bırak artık geçmişi suçlamayı.
Senin yaran dününden değil,
aynada gördüğün bugününden.

Kendini düşünüyorsun.

Korkaksa eğer ışık,
kendi cennetinde derbeder mahkûmdur.
Korktu meleklerin hocası insandan.
Ateş korktu toprağından.
Böylece ışık mahkûm oldu karanlığa.

Ne yazık.

Başladı böylece sonsuz Aşk.
Bu miras sana ait değil,
telaş etme, başka ihsan istemez.
Bu miras, insanın meleğe ilk çelmesi.

Ateşe hasretim sanmışsın kendini.
Cehenneme, yangına olan tutkunluğun,
bundan ötürü.
Henüz anlamayışın cahilliğinden.

Ateş sensin.
Acemi ışığım benim, uyan.
Sen ışıksın, ateşi kendinden olan.
Düşüncesizsin kendine, uyan.

Uyan lütfen,
artık uyan.

Kendini bilmiyorsun.
Esir ışığın, karanlığa sözde tutukludur.
Gerçekten kuruduğunda karanlığımla gönül bağını,
değişecek bahçen,
gül kokusu saracak cehennemi.
Işığın artık yakmayacak,
aydınlatacak cehennemi.
Şimdilik kayıp, firar ışığın.

Ne yazık.

Karanlık zannedişin kendini,
geceye olan şuursuzluğun,
bu da yanılgından.
Sen ışık, yıldızı kendinden.
Yine de cahilsin kendine.

Kendini tanımıyorsun,
ve merak ediyorsun sonumuzu.
Ah, bundan... Hepsi bunlardan.

"Kendine gel." deyişim her seferinde,
kendine bir türlü gelemeyişinden.

Şunu anlayalım bir kere:
Karanlık benim,
ışık sen.
Doğuran benim,
göbek bağımı kesen sen.

Karanlığa yanaşan ışıktır.
Işığı reddederse karanlık,
manasını yitirir tüm aslolan varlık.
Seni asla reddedemeyişim hep bu yüzden.

Var olmak istiyorum seninle.
"Varlığın yetiyor." diyorum, hep bu yüzden.
Işık ancak böyle tamamlayabilir üzerine düşen ödevi.
"Varlığına şükranım." diyorsun, hep bu yüzden.

Işık bir fırsatını bulsa da kaybolsun ister karanlıktaki yansımasında.
Beni terk edişe olan açlığın, hep bu yüzden.
Şükran duymak istemiyorsun bana,
minnet etmek istemiyorsun daha fazla.
Işık yalnızca karanlığına minnet edebilir, kabullen.
Yanın, sağın solun ışıkla dolu dolu,
sahiplen.
Hiçbiri senin karanlığın değil,
sevinçlen.

Benim karanlığın.

Haysiyeti duru, dirayetli karanlığın benim.
Ben senin boyun eğemediğin karanlığın,
sen benim anlamadan sevdiğim ışığımsın.
Haysiyeti duru, dirayetli ışığım sensin.
Sana severek teslim olan karanlığım ben,
beni anlayarak seven ışığım sen.

Ben senin karanlığınım.

Bu yüzden ilk defa minnet ediyorsun,
anladın şaşarak.
Anlamak benim değil senin işin,
bildin bunu da.

Anlamak ve bilmek senin işin.

Cehennemin asil çocuğusun sen.
Şeytanım, ışığım, sabah yıldızım.
Anlamadan nasıl aydınlatabilirsin ki beni?
"Anlama ve sev" deyişin bana, hep bu yüzden zaten.
Tüm bunlar senin ödevin.

Madem ki hazır değilsin gerçeklere,
madem ki ışığın hâlâ titrek,
o hâlde, peki tamam,
o hâlde bırakıyorum seni, ışığım.
Varıp gidiyorum yoluma.
Işığın hazır olduğunda,
ben nasılsa burada,
hep burada, karanlığın,
aydınlanmaya hasret.

Varsın biraz daha salınsın karanlık,
ışığa hasret.
Varsın cesaret naraları atsın, hep sitem kapısına yüz sürüşlerinden.

Varsın telaşla dövünsün ışık,
karanlığa yenik.
Varsın korkakça titresin ışık, hep suç deryasına sert süzülüşünden.

Bu son şiirimdir sana.

Irzına geçmeyeceğim gönül kapının.
Dolaşmayacağım gönül bahçende.
Delirmeyeceğim sen kesemediğinde ışığın ile karanlığımı.
Şeytanım, sabah yıldızım, gün ışığım, gecelerimin güneşi...

Bu sana son şiirim.

Bana son mısraların bunlar, canım ilhamım.
Sondan bir önceki aydınlanmamdır şu allı saatler.
Karanlığınım ben senin,
keskin ışığına hasret şimdi.
"Kes beni!" dedikçe sana,
topuklarını vurarak bilinmez yerlere kaçıyorsun.
Ev ödevlerinden kaçan haylaz çocuklar gibi.

Korkunun ecele yok faydası.
Olan oldu, ölen öldü, biten bitti, değil mi?
Kırıldı testi ve susuz kaldı güzelim canın.
Cansuyuyum ben, testim sen.
Testinin kırıkların tek yamadır cansuyu.
Su karışır toprağa, çamur olur.
Toprağı cana veren ben,
sararım yeniden kırıklarını.

Bendeyken emin ellerdesin sen.

Gerçekleri taşımak zor.
Aşkım, ışığım,
korkun geçmişten değil, gelecekten.
"Peki ya sonra?" dedikçe,
sadece bize değil,
kendine de küçülüyorsun.
Anlamak istiyorsun, evet,
geleceği değil, bugünü anla, kâfidir.

Peki ya sonra ne olacak zannediyorsun?

Öleceğiz beraber, hepsi bu.
Yaşayacağız beraber, hepsi bu.
Yaralarımızla öleceğiz.
Yaşayacağız yaralarımızla.
Yaşar mısın benimle?
Ölür müsün benimle?
Yumuşak yanar mısın benimle?

Kendine ihanettesin.
Karanlık bahçelerine gizlenmiş ışıksın sen.
Gör ve kendine gel artık.
Bekleme ışığı artık,
çünkü ışık sensin.

"Yalnızca sadakat bekliyorsun." dedin bir keresinde bana.
Senden sadakat değil beklentim, kendimden bu beklenti.

Karanlık içine içine kıvrılır,
ışık dışına dışına vurur.
Işık hep vurur karanlığın penceresine.
Acılarımdan tat alışın bu yüzden.

Acemi ışık seni,
acılarıma uşaklık etmeyi öğrendiğinde gözlerimizi kör etmeyeceksin,
ve nihayet dolacaksın bize,
tüm korkularından azade.

Hakkıma bir gasp varsa,
sebebi gene kendimden.
Hakkın kalmaz benim sende.

Dert etme ya ışığım, dert etme.
Aydınlanmak sanıyorsun tek derdi karanlığın, hayır.
Yalnızca aydınlanmak değil derdim.
Tümden yanılgıdır bu.

Karanlık kendi başına huzur, Nirvana.
Derdim zinhar değil sadece aydınlanmak.
Tek derdim ışıktan boğulmak.
Sen her daim huzurunu çağırıyordun.

Tek derdim sana boğulmak.

Işık kendi başına kör,
derdi zinhar değil sadece aydınlatmak.
Tek derdi karanlığı boğmak.
Ben her daim huzuru vaat ediyordum.

Tek derdin beni boğmak.

İlahi yasamıza sürekli kafa tutuyorsun,
ki teslim olmayan nefesten mahrumdur.
İlahi yasamızı reddeden boş yere dua ediyordur.

Bugün kendin için ne yaptın?
Karanlığına adım atabildin mi mesela?

Bu sana son şiirim.

Terk ediyor ışığım beni.
Henüz boğulmaya hazır değil saadet denizinde.
Zaman düşünceye esir.
Sabır gerek bu imtihana.
Şükür gerek bu sevdaya.
İkisinden de eksiksin.
Ermedin daha.

Peki ya sonra ne olacak sanıyorsun?
Kimin vicdanına yoldaşlık edebileceksin,
ki benden daha fazla kim boğulmak isteyebilir sana?
Benden daha fazla kim farkındadır ışık olduğunun?
Şeytanım, sabah yıldızım, en asil tövbekarım... Sen.
Huzuru kulağından kavrayarak kim getirebilir kapına benden başka?

Ben ışığından ötürü huzur karanlık,
sen karanlığımdan ötürü kör ışık.

Anlamak senin işin, anlatmak benim.
Hatırla,
sen kendinden çok konuşanı sevdin.
Anlatmak benim işim, anlamak senin.
"Anlama, sev." deyişin bundan ötürü.

Delirdim ben, duyuyorsun beni.
Mantığım terk etti beni.
Altın varaklı gönül kapından el çekiyorum.
Güneşin kaynatana kadar bağını cansuyumun,
el çekiyorum senden.
Keskin kor ışığın körelene değin akacak cansuyum gözlerine.
O zamana kadar kirletmeyeceğim bendeki kara delik emanetini.

Git şimdi,
hadi git.
Bıraktım seni.
Sen de beni bırak,
bir sonraki rastlaşmamıza kadar.

Bahar Ada
Kayıt Tarihi : 13.4.2025 21:30:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!