Sen diye okşuyor nicedir ellerim
Dudaklarım sen diye öpüyor
Sen diye bakıyorum ortalıkta ruh gibi gezinen bedenlere
Nice zaman oldu vedasız çekip gittiğin
Ansızın çıkıp gelsen
''Her şeyimle seninim'' diyen bakışınla karşıma...
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu güzel şiirinin altına çam sakızı çoban armağanının son hali;
BAB-I ESRAR (Bilinmezlik Kapısı)
Sigaramın dumanı, birde sessiz hayalin,
Usulca geliverdin... Tıpkı gittiğin gibi…
Odamın tavanında, hep liseli cemalin,
Ulaşılmaz ukdeler, zakkum, ısırgan dibi.
Hep bir eksik, noksanlık, bir boşluk var içimde,
Öbür yana gidenler, yaşayanlardan fazla…
Yalnızken vicdanıma, dün; ziyankar biçimde,
Yarınlar; bab-ı esrar… Bugün; kavgalı hazla.
Bab-ı Esrar tarifi, Bilinmezlik Kapısı
Yılgın Yağmur duymuş ki, Her insanın yapısı,
Kâinat'ın özeti... İnsan Rab'be halife
Adem'le gelen nur'un, Muhammed son kapısı
Adanasız, 23.08.14 – 03.47 Yılgın Yağmur
………..
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta