Evvelin kudretli kaleminden dökülen yazgımızın suskunluğuna sen misin tanık?
Aşkın çıldırtan ilgisizliğinde, sevgilinin sevgisizliğinde ekmeksiz, susuz, arzusuz bir ömür geçirmeye kim razı, kimler mutabık?
Kalbinde asılı duran bedenim; sukuta gömülmüş hayalim failini arıyor; ruhumda dişiliğinin izi; gözümün önündesin, ey suçunu suya yükleyen sanık!
Ben ki Attâr’ın kuşlarıyım Nişabur’dan uçup aşkın yedi şehrini dilsiz dolaşan, ayrılık dediğin illet ki kanatlarımı yolan edepsiz bir halayık.
Eflatun’un düşünceleriyle işlediği taşları, kil tabletlere kazınmış duaları, kralların mühürlediği mermerleri, yaşanamamış aşkların yazgısını, söyle hadi, utanma söyle benden başka kim taşımaya layık?
o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…
Devamını Oku
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta