SEMİH-ERATLİ ŞİİRLERİ

SEMİH-ERATLİ ŞİİRLERİ

Semih Eratlı

Şiir gibi kadınlar tanıdım;
Kalem tutmayı bilmeyen adamların ellerinde ziyan olup, gittiler.

Kitap gibi kadınlar tanıdım;
Okumak isteyen adamları, fakir deyip def ettiler.

Film gibi kadınlar tandım;
..

Devamını Oku
Hatice Tural

Özel bir şirkette çalışan Semih beyin Mert, ve Efe isminde iki oğlu var.Mert'in
küçük yaşta başlayan yalan konuşma isteği ilerleyen yıllarda dozunu arttırmış
usta bir yalancı haline getirmiştir.Annesi Semra hanım,bu duruma çok üzülmüş ama ne yaptıysa oğlunu bu huyundan vazgeçirememiş.Şu an 18 yaşında olan Mert,lüks yaşam hayal etmektedir.Babası Semih bey.eve gelir.
Semra hanım:Semih yine Mert, bir şeyler düşünüyor sürekli telefonla konuşuyor biraz ilgilen.
Semih bey:Tamam ben konuşurum.Mert, gelir misin.
Mert:Evet baba.
Semih bey:Bak oğlum artık koca adam oldun toplumda saygı duyulan sevilen
..

Devamını Oku
İbrahim Şahin 2

Sınıf sevinçle koşarak Beden Eğitimi dersi için bahçeye çıkar. Semih sınıfta kalır. (Semih fiziksel engelli) Sınıfın sevinçle çıkışı Semih’i üzüntüye boğar.
Bahçede futbol takımı oluşturulur. Yalçın arkadaşları tarafından oyuna alınmaz. Arkadaşları Yalçın’ı iter. Yalçın koşarak sınıfa gelir.
(Yalçın yumrukları sıkılı sinirli.) : Beni nasıl olur da oynatmazlar?
(Semih Yalçın’a bakar kendi kendine) : Koşabildiklerinin farkında değiller. Yarın oynayabileceklerinin farkında değiller. Oysa ben bir koşmaya, bir topa vurmaya neler vermezdim? (Koşma, topa vurma görselleri)
(Yalçın ağlayarak sınıfa girer, dayak yediği her halinden belli.)
(Semih kendi kendine) :Paylaşamadıklarının farkında değiller.
(Semih defterine ‘’ Yaşadıklarımız fark edemediklerimiz yaşayacaklarımızsa fark edebildiklerimizdir.’’ Cümlesini yazar.
..

Devamını Oku
Hatice Tural

Lale hanım:Merhaba Samet,
Samet bey:Merhaba Lale,Biliyorsun seni çok seviyorum benimle evlenir misin?
Lale hanım:Ben ayrılalım diyecektim.
Samet bey:Beni sevdiğini sanıyordum.
Lale hanım:Evet bende seni seviyorum ama mahşerde buluşuruz.
Samet bey:Herkes dünyada sevdiği ile evlenip mutlu olurken biz ölmeyi mi bekleyeceğiz?
Lale hanım:Bak hayatım ben 30 yaşındayım,rahatsızım yani 5 yada 10 yıl ancak yaşarım,sen yine yalnız kalırsın ve üzülürsün ama biz mahşerde buluşursak asırlar boyu aşkımız devam eder ve mutlu oluruz.
..

Devamını Oku
Fatih Güler

Büyük ümitlerle geldin
Esenlikler Semih Başkan
Hoş gelip sefa getirdin
Esenlikler Semih Başkan

İlk hedefin Antalya’ydı
Sonraki Konyaaltı’ydı
..

Devamını Oku
İrfan Yılmaz

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM.

Leylâ hanım, on beş yıl özlemini çektiği bebeğe bir günde kavuşmanın sevinciyle İstanbul'a dönerken arabada eşine seslendi:
-Şimdi bu kıza, kendisi gibi güzel bir isim bulmak lâzım dedi.
Semih bey gözünü yoldan ayırmadan:
-Güzelliği daha şimdiden belli olmaz hanım dedi. Onun güzelliği birkaç hafta sonra belli olur.
Leylâ hanım:
..

Devamını Oku
Hasan Elibol

Çok düşündüm,eleniyi gemiyi alırsam bu beni çok seven,benim de onu çok sevdiğim Esma'ma haksızlık olmazmıydı? Eleniye anlayacağı gibi izah ettim onu seven onunda çok sevdiği benden çok daha iyi birilerinin karşısına çıkabileceğini söyleyerek ayrılmayı seçtim

Gemiye geldiğimde Esma'mın gözlerinin ağlamaktan şişmiş olduğunu farkettim...Yine de o kadar guruluyduki uykusuzluktan gözlerim şişmiş,şimdi ''biborate desoudeli bir su buharı yaparımgözlerime'' birşeyi kalmaz geçer,sen beni merak etme dedi ama, bir baktım boynuma sarıldı hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı,çok korktum o rum kızıyla kalırsın diye ödüm patladı diye itiraf etti....Aaa öyle bir kız mı vardı dedim,gülüştük.....Seni çok seviyorum kaptan,sensiz asla yaşayamam diye benden önce o itiraf edince şaşırdım apıştım kaldım(Ama önce ben söyleyecektim diyemedim) ......

O zaman benim de sana bir sürprizim olacak,bu gece gemimizi süsleyelim,harika yaş pastalar yapalım,hem bayramı,hem yeni yılı kutlayalım,hem de sana bu gece bir sürprizim olacak dedim....Şimdi söylesen olmazmı diye ısrarlı olunca Esma ama o zaman sürprizin anlamı kalmazki dedim....

Bu arada semih yorulmasın diye,iş arayan bir genç kızı aşçı yamağı olarak gemi mutfağımıza işe aldım,sarışın mavi gözlü bu 20 yaşındakafeti devran kızı görünce bir baktım 38 yaşındaki Semih hemen göğsünün sol tarafını tutarak kaptan bana bişeyler oluyor diye yere yığıldı......Hemen esma ile onu revire kaldırdık,1000 cc lik serum izoleytin içine bemiks ampul,redekson ampul katınca Esma gözlerini açar açmaz,kaptan ALLAH razı olsun,ne muradın varsa versin RABBİM diye duaları peş peşe sıralamaya başlayınca ne oldu semih dedim? ? ? ? Ben ömrüm boyunca böyle güzel bir peri hayal etmiştim....Ama bak dedim mutfakta sohbete dalıp yemekleri yakarsanız ikinizi de denize atarım haberiniz olsun. :))))))))))))
..

Devamını Oku
Mustafa Ali Akbaş

Büyüyüp geldiler sünnetlik yaşa
Sünnet oluverdi Semih Mustafa
Biraz korku telaş düşse de başa
Sünnet oluverdi Semih Mustafa

Azıcık ucundan deyip kestiler
Bizler ağlayınca gülüp küstüler
..

Devamını Oku
İshak Özlü

Sesli şiirlerimin fon müziğini yapan ve Remix'i hazırlayan Genç Şair kardeşim Semih Yücel YÜCETÜRK'e çok çok teşekkür ediyorum.

Yorumlayan: İshak Özlü
Yapım: FX Project
Yapımcı: Semih Yücel Yücetürk
Stüdyo: Studio FX ®™ / FX Project
Mix-Editing-Mastering: DJHattab
..

Devamını Oku
İdris Bacanlı

Geçenlerde bir balık lokantasına oturdum oturur oturmaz gençten kara yağız bir delikanlı,hoş geldiniz,abim ne ister dedi garsonmuş adı da Semih
Dedim bir buçuk aşk ver,ortaya da biraz hüzün güldü içecek dedi zehir ver dedim gitti şaşırdım,e bir de merak tabi acaba ne getirecek?
Sonra bir tabak içinde adını bilmediğim iki balık ortaya bir salata kasesi, kasenin kenarına sıralanmış küçük turşu biberleri ve malum içki teşekürlerle uğurladım Semih i hemen arkasından kemancı geldi çalayım mı abime hayattan az biraz zaman başladı çalmaya (kapın her çalındıkça o mudur diyeceksin) dedim duuur niye bu şarkı benim meselem başka içindekilerle uğraşmıyorum meselem asıl hayatın kendisi, o da güldü dedi herhalde bu delinin teki gecesini kurtardı gitti.
Gece son demlerine ilerlerken artık, Semih geldi elinde bir cihaz hızlı hızlı yazıyor bir şeyler sebebini sormaya kalmadı hatun kişi niyetine be abi ne yaparsın can sıkıntısı diye söze başladı, her gün başka başka insanlarla yazışıyormuş, dedim ayıp değil mi? onu bilmezmiş ama onlar da aynı şeyi yapıyorlarmış oyunmuş bu? ? ?
Semih gözlerini kocaman açtı başladı eteğindeki taşları dökmeye
bak abi:
Alemi küçük küçük insanlar sardı,hücrelerine varıncaya dek aşk ateşiyle yanıp tutuşanlar kalmadı artık o nesli tükettik, kokuşmuş bir sevda düzeni aldı başını gidiyor son sürat, ucundan azıcık dokunsan ceset kokuyor artık günümüz aşkları, tıpkı şu elimde gördüğün cihaz gibi sevdalar dokunmatik ve hd pil ömürleri kısa...
..

Devamını Oku
Ömer Aldemir

ben çok içerim
içtikçe yanar içerim
kokusuna kendimden geçerim
idris semih sıgarayı bırakmış

küçükken,bahçede sarmaşık dalı
aşırırdım büyüklerden bir sıgara dalı
..

Devamını Oku
Fatih Özkonyalı

Yorumlayan: Semih Yücel Yücetürk
Stüdyo: Studıo FX
Mix-Editing: Semih Yücel Yücetürk
Müzik: Derya Köroğlu - Musikarium
..

Devamını Oku
Yılmaz Öztürk

Dostca merhaba diyenlerin var oldugu dünya
Temizlenir elbet kalmaz yürekte kir parya
Böyle günlerin hasretliği son bulur umuduyla
Bayramdır her günümüz uzansın eller dostluğa

Suizanların kalkıp kalplerin ihya olduğu günde
Göz yaşlarının sevinçten sel gibi aktığı gecelerde
..

Devamını Oku
Hasan Elibol

İlker kaptan Tekirdağ limanına geldiğimizde limanda gemimizi demir atarak mola verdi.....Burda bir kaç gün kalacaktık....Birde ne göreyim,Semih aşçıbaşımız burda bizi bekliyormuş,nihayet mutfaktaki yemeklerin kaliteside yükselecekti...Bu akşamı iftarda Patlıcan kebap+pilav+cacık ve yermek sonrasına da güllaç yapacaktı semih ustamız....
Hem belki gemimize başka misafirde katılabilirdi....akşama kadar zamanımız vardı en iyisimi hep beraber Malkaraya gidip Kemal eniştemizi bir ziyaret etmeden olmazdı...Hem sevinirdi bizi gördüğüne....

.Esma yine her zamanki zarifliğiyle gözlerimi kamaştırıyordu...Muhteşem bir görüntüsü vardı...Onu seyretmek İstanbulu seyretmek gibiydi sanki,hani boğazı seyrederken insan gökkuşağını izler gibi olurdu ya.....
Bakışlarımı yakaladığında gözlerimi kaçırıyordum,ona baktığımı anlasın istemiyordum....Saçları rüzgarda o kadar güzel uçuşuyorduki.....Elif esmayı seyrettiğimi gördüğü anda muzurluğuna hemen çaktırmadan araya giriyor,görüş alanımı kapatıyordu....
.Malkara sonrasında Çorluya da geçsemiydik acaba...Bilemiyordum acaba orayı da gezsekmi ama akşama,iftara da çok az kalmıştı.....Elifin gözlerinde bir ışıltı vardı,Tekirdağı mı çok sevmişti,yoksa başka bir nedeni mi vardı anlayamadım ama.....
..

Devamını Oku
Aydan Küllüce

Uçarken çatıların üzerinden
Haykırır!
Sevgi yakarışları sedası
Bir aşağı bir yukarı
Yazarcasına kanatları adını…

Ararken mavisini süzülerek
..

Devamını Oku
Yılmaz Öztürk

Aşka davet var Semih ismi canda
Semalardan feryad eder ruhu anda
Yılmaz yüreği mutlu sevinir dostlarda
Huzur bulduk nikahımız var baharda

Aşıklar kavuşur maşuğa Yılmaz kendi
Ağlar kendi derdine yüreği arar prensi
..

Devamını Oku
İrfan Yılmaz

Kıyameti kuşandım gözümün nuru hûma,
Sevgilimi görürsen halimi yaman dersin.
Gönlüme güneş doğsa gece çöker ruhuma,
İşmarın göz ucuyla gecikme aman dersin!
Geçti evvelin hükmü ahirde zaman dersin,
Eğer dilin varmazsa gözümün nuru hûma
Zora düşen ikrarı sükût kavlinden ilet;
..

Devamını Oku
Mustafa Cilasun

Henüz, idrakin ve inkişafın tarafımdan bilinmeyen yıllardı…

İlkokul ikinci sınıfa gidiyordum.

O yıllar bir başkaydı…

Heyecan ve merakın vazgeçilmez zamanlarıydı…
..

Devamını Oku
A. Esra Yalazan

Asırlık evlerin bahçelerinden sarkan morsalkımların önünden geçerken biraz evvel öğrendiğim çok erken bir ölüm haberinin burukluğuyla yürüyordum. 34 yaşında, genç bir kadının, yazarın, Evrim Alataş’ın ansızın uçup gittiği hakikatinin tevekkülle kabullenilecek bir tarafı yok, haksızlık bu, diyordum. Kızgındım. Hayat en basit sıradanlığıyla devam ediyordu çünkü. Çınlayan çocuk sevincine, bahar rüzgârıyla etekleri havalanan kadınlara, çapkın gülümseyen adamlara, bağıran çiçekçilere, hayatın kıymetini hatırlatan her şeye fena halde kızgındım. Her türlü kıpırtının manasını yitirdiği, çaresizliğin acısıyla ürperdiğiniz anlarda bir tür ‘hiçleşme’ hissinde boğulursunuz. O karanlık kuyuya düşmemek için parkın içine girip ağır adımlarla yürümeye devam ettim. Genç, sıska bir erguvan ağacının altında biraz durdum. Sen sor Tanrı’ya, dedim ona; “iyiliğin, şefkatin, merhametin, alışmanın, sevmenin, vicdanın, mutluluğun ne olduğunu birbirine hiç benzemeyen milyonlarca andan oluşan puslu bir ‘rüyayla’ gösterdikten sonra istediği vakit acımasızca bizi uyandırması adil mi? Cevabını dürüstçe şimdilik Evrim’e söylesin, nasılsa bir ara biz de görüşürüz”. Beraberce sustuk. Onları bırakıp loş bir sinema salonuna doğru yürürken “yalan dünya” diye söyleniyordum...


Seyirci değildim...

Böyle zor bir günde Bal’ın iyi geleceğini hissetmiştim. Seçimim tesadüfî değildi ama doğrusu beklediğimden çok daha fazlasını buldum. Filmin görkemli açılış sahnesindeki çatırtıyla birlikte ruhumda da tuhaf bir yarılma oldu. O andan itibaren artık o hikâyenin içinde, sessizliğin boğuk kuş çığlıklarıyla dağıldığı ürpertici bir ormanın ortasındaydım. Seyirci değildim. Ağaçların yosunlu gövdelerinde dolaşan kırık ışıkların, kuzey rüzgârlarıyla yatan yabani otların, titreyen dalların, hışırdayan yaprakların arasında kim olduğumu, nereye gideceğimi bilmeden öyle duruyordum. Gelecek tasavvurum Yakup’un yularından tuttuğu katırınki kadardı. Öncesi yoktu, sonrası yoktu. O an vardı sadece. Tabiat ağır ama güçlü atan bir kalp gibiydi. Yönetmen de o büyülü atmosferde varlıkları ve nesneleri kendi bakışıyla kutsuyor, onlara kamerasıyla değil, telaşsız kalbiyle eşlik ediyordu sanki. Onun ‘ezeli ve ebedi’ zaman bilinci izleyenleri hayatın doğal ritminden bile uzaklaştırıyordu. Bunu neden ve nasıl yaptığını sonradan düşündüm, bendeki izlerini de buldum. Ama önce Semih’in maneviyattan beslenen samimi yaklaşımını hatırlatmak isterim: “Sinema bu dünyanın görüntüsünün sadece görünenden ibaret olmadığını hissettirecek bir yapıda olmalı. İnsanın sadece kendi iradesi ve varlığıyla değil külli bir iradenin içinde, onun da varlığını sezerek yaşıyor olduğunu anlatabilmek isterim.”

..

Devamını Oku
Şule Ersöz

Dost dostun aynasıdır
Biçilmez pahasıdır
Dosttan ayrı geçen gün
Onda gönül yarasıdır..........Şule Ersöz

Dillere destan yarim
Başıma dert olan yarim
..

Devamını Oku