Ankara'nın sonbaharı güzeldir
Monet'nin tabloları gibi.
Yerlerde yapraklar,
Sarı,kırmızı,kahverengi...
Ben de şimdi sonbahar rengindeyim,
Kendi sonbaharımın son günlerindeyim.
İki şiir yazmıştım sana
İşte bu da mektubum;
Konuşmuyorsun,gülmüyorsun,ağlamıyorsun.
Sadece fotoğraflarda bakıyorsun bize
Tam yirmi yıldır yoksun.
Elimde bir roman, ismi BABA
Ben bir gül ağacıydım
Kökümden söktüler.
Ne pişmanlık duydular
Ne gözyaşı döktüler
Ben bir gül ağacıydım.
Gül dikenli olurdu elbet
İnsanlar da tek tek dikenli gül.
Sonra bir şeyler değişti,
Çok şey değişti,
Her şey değişti.
Dikenler kapladı gülü,
Kimsenin güzelliğini kıskanmadım bugüne kadar
Malını mülkünü,parasını.
Hayatımda keşkelere yer yok diyen insanları kıskandım sadece,
Bendeki keşkeler Ankara'dan İstanbul'a yol olur.
Yetmiş yılda bitmemiş,azalmamış hiç
Yetmiş birinci yılda biter mi
Kim bilebilir
Yüreğinde kimin vurduğunu
Kim bilebilir
Kimin gözünde dünyaları gördüğünü,
Mutluluğu herkes için isteyip
Acıların hesabını yalnız kendinden sorduğunu
-Melek Onay için-
Tam elli yıl sonra
Arayıp buldu beni Melek abla.
Sarı papatya derdim ben sana dedi
Sarı papatya..
Ne çok insan el oldu bana
Gözüme gönlüme,yüreğime el
Hiç bitmeyecek bir gecedeyim diye.
Bilmediler
Yıldızsız gece olmaz,
En uzun geceler de biter.
Ne çok sevmiştin beni;
Dağlar kadar,denizler kadar.
Sorulsaydı belki
Dünyalar kadar derdin,belki yıldızlar kadar.
Ne çok sevmiştin beni.
O bir koyundu,
Yününü kırktılar
Sütünü sattılar
Gelip gidip tekme attılar
Bir sene,beş sene,on sene...
Sonunda ne yünü kaldı




-
İlker Unlu
Tüm Yorumlarİlgisizliği haketmeyen nice şiirin yaratıcısı, değerli şair....Kaleminiz hiç susmasın...
İlker ÜNLÜ