Kâbe’ye hizmette bulunsa çeşit çeşit,
Mümin ile müşrik olabilir mi eşit?
Küffarın salih ameli olamaz, işit!
Amelleri makbul kılan imanımızdır,
Cennete götürecek tek limanımızdır.
Müşrikler ahitlerine uymaktan uzak,
Müslümanlar hakkında düşünür hep tuzak,
Diliyle kalbi uyumsuzdur, çizer zikzak…
Sadece iki kabile durmuş sözünde,
Sürülmemiş uslu durdukça yeryüzünde.
Su gibidir; hiç durmadan akar gider zaman,
Çaresizce arkasından bakar durur insan,
Eğer “nasıl geçti bu ömrün?” diye sorarsan,
Boynum büküktür; cevabım maalesef hüsran.
Geldi rahmetle dolup taşan bu güzel mevsim,
Beraber gidip geldik işe,
Üzüldük tabii ki de bu gidişe,
Sevildin hep yediden yetmişe,
Cezaevi yolunda servisim oldun.
Dereler, tepeler, rampalar aştık,
İlim, kıymetini bilene ne güzel azık,
Anlayalım, yaşayalım, etmeyelim yazık,
Nelere katlanmışlar düşünelim azıcık,
Bizlere hayırlı bir çığır açtı âlimler.
İlim aşkıyla yandı kül oldu gönülleri,
Duymak, duyurmak istemez adını,
Unutturmaktır amaç ecdadını,
Bozamazsın ağzımızın tadını…
Dönüp çevirme arkanı müfteri!
Titresin dünya âlem; ver mehteri!
Şerlere kilit, hayra vesile,
Devam edecek bu silsile,
Muhtacız iman yüklü nesile…
Yetişiyor Allah’ın has kulu,
Yaşasın Dört-Altı Yaş okulu!
Gelirsin belli yaşa,
Aklar düşer o başa,
Çıkamazsın yokuşa…
Gençlik çok kısa sürdü,
Bunun adı ömürdü.
Gördüler; kimsesi yok,
Sapladı herkes bir ok,
Yetim… Şok üstüne şok.
Boyun büküp üzüldü,
Gözyaşları süzüldü.
Gatafanoğullarından birisi,
Yetim yeğeninin olmuş velisi.
Çocuk ulaşınca gençlik çağına,
Sahip olmak istemişti malına.
Amca vermemiş hakkını yeğenin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!