http://www.huseyinyuk.com http://www.rawajans.com/
Sen gittin kar yağmadı daha sana güller yağdı.
En güzelinden kokusunu aldığın elbısene sİndİrdİgİn
İki cihan resulunun zemzemlerle yıkadığın
İhramlarının dudaklarını sürdüğün hacerül esvet taşının
Arafatın kabenin ve islamın beş şartının birini
Yerıne getırmenın mutluluğu yüreğinde.
Bana hurma getir
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




İhsan Dayı Ölmüş
İhsan dayı ölmüş
Ankara'da
duydunuz mu
hani şu sağırlardan
yadigâr
ah anam çileli anam
yaşmağı efsunlu
gözleri yosunlu anam
bitkin bakışıyla
nasılda gizliyor
derbeder yaşlarını
yorgun yüreğine
tek o kalmıştı
sağırlardan İhsan dayı
birde anam
...
İhsan dayı ölmüş
duydun mu
ecel onu Ankara’da
alev alev uzakta
Ankara’da çok uzakta
zemheride yakalamış
yolunu kesmiş
İhsan dayının
duydunuz mu
...
ne acı İhsan dayı
ansızın gidişin
Micingirt sessiz sensiz
Campaşa eze suskun
yanar kıvranır perişan
zıgav öksüz sahipsiz
bana da ağıt yazmak kaldı
...
celepte yok lütfü de yok
İhsan dayı da
sahi Kamil nerede
18.02.08 Bursa
Ömer Ekinci Micingirt
İhsan Dayı (İhsan Sağır) geçici olarak geldiği Ankara’daki çiftliğinde çıkan yangında yanarak rahmetli oldu (18.02.08) . Allah’tan rahmet diliyorum...Yazacak söz bulamıyorum.... Ömür sermayesi bu kadarmış..
http://www.omerekincimicingirt.com
Ömer Ekinci Micingirt
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
--------------------
Bu şiirin hikayesi:
Her nefis ölümü tadacaktır. Kıyamet günü, ecirleriniz size mutlaka ödenecektir...
Bir imtihan olarak size iyilik ve kötülük veririz. Sonunda Bize döneceksiniz.
Sonradan verilen herşeyin bir sonu vardır. Asıl olan O'dur. Herşey geçici, Kalıcı olan yalnız O. el-bâqî, huvel-bâqî
Beşer olmak sonradan kazanılan bir vasıf, onun da bir sonu var: Ölüm. Nitekim nice peygamberler geçti, hiçbiri bu alemde kalmadı, hepsi Rablerine döndüler. Çünkü hayatta insanın başına geleceğinden kesinlikle emin olduğu tek bir şey varsa, o da ölümdür.
Ölüm ise Kelebeğin Kanatlanıp Uçmasıdır.
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta