ENDİŞE
geç mi oldu, saçaklardan sarkan gölgeler de ne
anımsadığını dün, yadsıdığını yok sayan bellek
kalkıp gitsem diyorum ansızın omzumda bir el
gençliğim ah gururu eskimeyen endişem
AKTÖR
ah! dilimdeki kibar züppelik, avucuma
kazıdığım ömrümün adresidir: ufkuma
vurulan mühür... nerden bilirdim, yarenlik
ettiğim geçmişin benden sorulacağını
ANAHTAR
kalsın sofranızda lokmam, hâlâ orada
az önceki sözünüzde aklım: paylanmış
çocuk gibi emanet durduğum kapıda
AYRILIĞIN DİŞLERİ
I
bir gün dönüp arkamı acılara
gitmeliyim, hesapsız düşlerin peşinden
BAYKUŞ
gecenin kapattığı izleri açarak ilerliyor ay
düşünüyorum da çok eskiden bir kez daha...
arıttım kalbimi anıların sahte yaygarasından
BUKALEMUN
şaşırdı kalbim konaklayacak geceyi
aşk çocuklukmuş, yalnızlık ona sevinç
seslendim gürültüye ömrümü
DÖNEMEÇ
gitme vakti dedim, dindi alnımdaki kanama
geldiğim uzaklara yadırgadığım aksanla sordum
süs müdür kalbimde taşıdığım hançer
bu kaçıncı son kaçıncı tövbeye dilenen eyvah
EŞİK
gölge salınsın, birazdan başlar kampana
biz karlı soluğumuzdan geçelim
ay çekilince elbet bulunur bir umar
pencerelere tutunmuş ölüler sevsin günü
VARDİYA
Behçet Aysan’a
neydi ! o sustukça çoğalan sessizlik
boşlukta çırpınan el
gül motifli perdelerin ardında
gizleyerek suların aynasından yüzümüzü
eşyaların ağzıyla konuşur olduk
silindikçe bize ait olan ne varsa




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!