Şehitler Ölmez Şiiri - Mustafa Yıldızdoğan

Mustafa Yıldızdoğan
49

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Şehitler Ölmez

Önce Vatan, Millet
Sonra ana ve yar
Bu yolda savrulan birileri var

Ezan dinmez diyen
Bayrak inmez diyen
Şehit ölmez diyen birileri var
Şehitler ölmez, şehitler ölmez

Bayrakla dertleşen
Toprakla birleşen
Can verip devleşen birileri var

Ezan dinmez diyen
Bayrak inmez diyen
Şehit ölmez diyen birileri var
Şehitler ölmez, şehitler ölmez

Mustafa Yıldızdoğan
Şiiri Değerlendir
  • akmetin
    akmetin

    Ezan dinmez diyen
    Bayrak inmez diyen
    Şehit ölmez diyen birileri var
    Şehitler ölmez, şehitler ölmez

    Yüreğine sağlık

  • Yusuf Tuna 1
    Yusuf Tuna 1

    Sevgili Mustafa bey gerçekten sizi kutlar Allah sizin gibiihlaslı ve güzel sesli ozanlarımızı üstümüzden eksik etmesin derim.Şehitler ölmezşiiri çok anlamlı ve ta özden yazılmış bir şiir ve yanık yanık ağlatırcasına okuyan bir Mustafa Yıldızdoğan ile tam bütünleşmiş harikulade bir eser.Yüreğinize ve dilinize sağlık.Hoşçakalın.Beni arkadaşın olarak eklersen memnun ve bahtiyar etmiş olursun selam ve saygılarımla.

  • kanra545
    kanra545

    Fikret Şahin bey yorumunuza kısmen katılıyorum.
    Yalnız
    Bir gün de, şiirin konusunu DEĞİL de şiirin kalitesini konuşun
    Diyorsunuz.buna katılmam mümkün değil.şiirin konusu yoksa,kaliteside yok demektir.

    Neden kaliteli şiir koymazlar anlayabilmiş değilim.
    İlgililer anlatırsa seviniriz.:(

  • Yanıltan Işıklar
    Yanıltan Işıklar

    Yorumları okuya okuya gözlerim bozuldu...
    Birileri hala işi döndürüyor dolaştırıyor dine getiriyor...
    Birileri ona ,birileri buna...
    Ya ben tam bunadım ve artık bu köşede şiir yorumunun yapılmadığını hep unutuyorum ve salak gibi,tekrar tekrar buraya geliyorum, ya da millet tamamen armutla elmanın farkını anlayamaz olmuş.

    Sayın baylar,bayanlar ,
    Bir gün de, şiirin konusunu DEĞİL de şiirin kalitesini konuşun , LÜTFEN !!!!
    Yoksa yapılan şey,şiiri konuşmak değil,verilen bir konu üzerinde sohbet yapılan,tartışılan bir siteden hiç farkı kalmadı burasının...


    Güne ne kadar uygun bir şiir seçilmiş olursa olsun,seçilebileceklerin içinde son derece amatörce yazılmış bir şiir olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
    Dilerim şair bu yorumumdan alınmaz eminim bundan çok daha iyi şiirleri vardır.

    Tüm okurlara saygılar.

    Fikret Şahin

  • Nevin Subaşı
    Nevin Subaşı

    Bursa da bir minübüs hattı :

    -Vatan Millet S.Garaj............
    ...
    .....
    ...........

    Şahsen bu tabelanın altında epey ezildikten sonra, öğrendiğim ilk şey sözü geçen semtlerde genellikle Bulgar vs soydaşların ikâmet ettiği ve santral garaj civarının bir vakitler şehir dışındayken artık tam ortasında duruyor olduğuydu.

    Ses ve görüntü çöplüğü demek olan mega köy.

    İlginçtir ki değerli ülkemin mikro kaosuna çok benzeşmesiyle de sonradan rant kavgasına dönüşen bu parselin şimdi tuhaf bir bina ve ufacık bir meydana ev sahipliği yapması ile
    Vatan Millet Markalı Alışverişe! Tabelasına dönüşmüş olmasına pek de şaşırmıyorum.
    İşler kesat ama neylersin.

    Öne alınan değer koşullar zaaflarına rağmen ne kadar kutsileştirilirse, yerlere çalınma ihtimali o kadar yoğun olur.

    Bir şiirin eğrelti otu dâhi olsa (ki şiir amacı ile yola çıkan her kelime kocaman bir ormandır) gölgesini siper edip onun istemleri dışında işgal etmekten çok kez utanırım.

    Ve fakat acımı dindirecek tek gölgeliğim değerli şair Mustafa Yıldızdoğan’ nın çok bilinen(!) Şehitler Ölmez (slogan demeyeceğim) diye ünleyen yaraları olsun ne çıkar.

    Kaldı ki sıralanmış kavramların hepsi Türkiye halklarının en kadim birlikteliğine Vatan İnanç ve Namus akdine işaret ediyorken.

    *Önce Vatan, Millet
    Sonra ana ve yar
    Bu yolda savrulan birileri var*

    Bu yolda savrulmak demek nedir?
    Şair neden savrulmak kelimesini tercih etmiş olabilir?

    Eğer düşmanınız komşunuz akrabanız ve daha dün taziyesine gittiğiniz birilerinin canını yakıyorsa vatan millet bayrak inanç ne derseniz deyin hepsine kocaman bir ünlem giydirmezseniz insan olamamanın en büyük suçunu seve seve işlemiş olacaktı.

    Ve ben bunca kelâmı etmeden geçip giderek, başka bir suça ortak olup, kulaklarımın zarını diktirmek zorunda kalacaktım.

    Çünkü yaşadığımız coğrafyanın dinmeyen acıları yüzünden uyumak ve gülmek bizim gibi şiirlerle konuşan gariplere çok daha fazla zehirdir tufandır.

    *Ezan dinmez diyen
    Bayrak inmez diyen
    Şehit ölmez diyen birileri var
    Şehitler ölmez, şehitler ölmez*

    Şehit kavramının içini dolduran tek şey, düşmana karşı yapılan müdafaa iken, düşmanın kim olup olmadığı çok iyi bilinmesi gerekliliğine dair büyük mesuliyet yükler İslam

    Bilindiği gibi; aynı inanç şerbetiyle toy eylemiş insanlar, birbirini kana buladığında şehit değil ancak ve ancak katletmiş olurlar.

    Bu nedenle inanç sistematiğinin çok dışında kalması gereken ve şahsen tiksinti verici bulduğum bu tip yaklaşımları (şiirler dahildir) reddediyorum. Ve sanırım şairin niyeti de
    bu söylemlerin artık ciddiyetini yitirmiş olmasına duyulan tepkidir.

    Bunu nereden çıkarımladığıma gelince;

    *Bayrakla dertleşen
    Toprakla birleşen
    Can verip devleşen birileri var*

    Kesinlikle.
    Şiir budur ve burada bitmiştir.

    Bitsin istenmeyen kavgaların sorumluları her türlü kazanımı elde ederken (şiirler ve bu yazı dahil!) ölen canlar ve onların yakınlarına musallat olan;
    benim oğlum-kızım ne için öldü? Sorusudur.

    Kürt’lerin bilhassa şark vilayetlerinde yoğun olarak yaşadığı dönemlerde görevini hakkıyla yerine getirmiş (Gerçek bir İktidar Adamı ) İsmet İnönü nün bölge gezisinden sonra kaleme aldığı “Asimilasyon ve Tecrit” raporlarının işleme konulduğu bilinmektedir. Yazık ki süreç içerisinde de ne denli uygunsuz tutumları açığa çıkardığı görüldüğü halde uygulamadan kaldırılması ( sonraki iktidarların göstermelik çabaları siyasi rant olarak günümüze kadar ayrı bir cepheden sürmekte. Adnan Menderes ve uzantıları ) ve çok ama çok gecikmiştir.

    Anadolu halkları üzerinde oynanmakta olan ve hepimizin kısmî de olsa bilerek veya bilmeyerek boş kovan taşıyıcılığını yaptığımız hamasi tutum ve söylemlerin kimseye yarar sağlamayacağı da gözden kaçırılmamalıdır.

    Ve esas amaçlarından saptırılmış olan “ Kürd Halkının Sesini Duyurma “ çabaları
    uzun vadede iç ve dış emperyalist tutum odaklarının rant ve iktidar istemlerine yanıt vermekten öteye gidememiştir.
    Şu anda elde edilmiş olan aksak bir sürecin Kürt ve Türk halkının yapışık doğmuş ikizlerden
    bölünürse birinin öleceği malumken biricikliklerinin göz ardı edilmesi çok acıklı olacaktır.

    Esas hizmetin kimlere yapıldığı ile ilgili tespitlerle birlikte, aralara sıkıştırılmış idealar –beklentiler; mevcut platformların hangisinde dile getirilecek olursa olsun, inandırıcılığını yitirmiştir.

    Siyasi iktidarların olabilecek en gerçekçi ve samimi yaklaşımı sergileyebilmesi için
    kendi hesaplarını bir yana bırakıp ulusal anlamda platformlar oluşturarak, sosyolojik
    kültürel ve reel ekonomi koşullarıyla birlikte, bilhassa sivil inisiyatifleri de çok ciddiye
    alan yeni düzlemler oluşturulmalıdır.

    Bütün bu atmosferi etkin kılabilmenin yolu mevcut iktidarın basın üzerindeki sus politikası ile pek mümkün görünmüyor. Bu tutum silahların susturulmasını sağlamayacak olan çok ciddi bir engelin neredeyse en acıklı yanını oluşturmaktadır.

    O halde ne yapılabilir?

    Cumartesi Anneleri, yahut Faili Meçhul Yakınları gibi sivil hareketler pasif eylemlilik olarak
    algılanıyor olsa da, kanayan damarı bir nebze dindirmeye yönelikti ve ne yazık ki siyasal bazı söylemlere yenik düşmüşlerdi.

    Tıpkı Gazze ye insani yardım amacıyla ve tecrit duvarlarını yıkmak için giden insanların canına mal olan sivil hareketin ardında olup bitenler gibi.

    ( ki konu bu olsaydı emperyalizmin İran unsurunu pasifize yönelimli-
    Türkiye ye açık bir kart vermek ve aynı zamanda tekmeleyip üstüne yo yo ağlama canım benim!
    Deme oyununu yutması bakımından- ve
    sahne bir, perde iki gibi bir şey olduğundan söz edebilirdim. Tayip Erdoğan ve arkadaşları hamas’etli tutumuyla bir önceki elini yanlış kullanmış trajik bir vakadır.)

    Türkan Saylan gibi “kızlarımızı mutlaka okutmalıyız” diye yollar açan cesur ve bilge kadınlar da yine olacak.

    İmzalar toplanıp Hırant Dink in öldürülmesiyle övünenler yine kınanacak.

    Ben oğlumu askere göndermek istemiyorum hele bu koşullarda, kardeşin kardeşe pusu kurduğu dağlara asla! Diyebilen analar da olacak.

    Bir oğlum var onu da peygamber ocağına diye gönderdim olsa öbürünü de gönderirim diyen ve bağrıyla taş yontan analar da.

    Saçlarını yolan kürd anaları da olacak;
    oyy lavoooo bu ne haldır!
    feryadını dahi yutkunmak zorunda hisseden anneler de olacak.

    Ve- lâ’kin

    Toplumsal sınıflar açısından bakıldığında yalnız anaların değil, babaların da en belirgin ortaklığı, kıt kanat koşullarda büyütmeye çalıştığı yavrucağını;

    “her yönüyle mafyacılık hafızası çemberine sıkıştırılmış bir anlayışın kurbanını”
    kanlı kefenin içinde teşhis edebilme lüksüne sahip olarak ömür boyu yanmak ve yakılmaktır.

    Türkiye de yaşamakta olan her yurttaş, ortak bilinçle üretim ve tüketim olanaklarını karşılıklı olarak kullanabilme ve aynı zamanda birbirlerini affedebilme yürekliliği içinde bulunacak kadar; merhamet, vicdan ve akılcı davranışı olumlayan niteliklere hiç kuşkusuz sahiptir.

    Böl parçala yönet kimlerin işine yaramakta ise zaten ortadadır.

    Bununla birlikte; Kürd halkı onur kırıcı bir lidere asla muhtaç olamayacak kadar derin bir bilgi, birikim kültür ve duygululuk esaslarıyla varlığını her koşulda sürdürebilmeyi başarmışken, Öcalan takıntısını ciddi anlamda gözden geçirmelidir.

    Aynı koşullar, yürürlülükteki siyasi politikalara etki edecek yurttaşlar ile pozitif yenilenmeler
    (askerlik görev gerek ve koşulları dahil)
    anlamında aktif rol alacak şahsiyetlerin de öne çıkarılması gerektiği ile ilgilidir.

    Unutulmamalıdır ki Dünya sıcak savaşı bitirdi, artık stratejik savaşlar yürütülmekte. Ve bu savaşlara “su kaynakları”nın paylaşılmış olması da uzun yıllardan beri dahildir.

    Bütün bunları göz önüne alarak mutabakat sağlayıcısı olabilecek; tarafsız basın- yayın, kurum ve kuruluşlarının taşıyacağı her kelimenin, ateşi söndürme anlamına geleceği unutulmamalıdır.

    Bu kaçınılmaz görev mevcut iktidarındır. Çünkü tek başına iktidar olmak demek;
    gelecekte muhalefetin de muhalefeti konumuna inmenin birincil sonucunu göz ardı etmemektir.

    Elbette para ile oy alınabilir ve fakat cennet falan alınamaz.

    * Ezan dinmez diyen
    Bayrak inmez diyen
    Şehit ölmez diyen birileri var
    Şehitler ölmez, şehitler ölmez*

    Şehitlerin değil, kimsenin ölmediğini düşünmekte olan bana gelince;
    bir süredir oğlumun askerlik hazırlıkları sürmekte.

    Bazen çok heyecanlı, bazen kaygılı, çok kez de dinlediği askerlik anılarıyla dolu trajikomik anlatımlarına(!) sıkı bir dinleyici olan beni gülümsetiyor.

    Gördüğünüz gibi canım çok yanmaktayken, gurur da duyuyorum, hüzün de.

    Kişisel yargım şudur ki Anadolu toprakları daima tehdit altındadır ve evlatları da asker doğmakta. Ben ise oğlumu peygamber ocağına gönderiyorum.

    Bana benden olmayan düşman cepheleri gösterin ve tehdit ve işgal…

    Kısaca söz edebildiğim ve toparlamakta güçlük çektiğim
    genel koşullar nedeniyle; biricik evladım Aziz Yusuf’u asker ocağına yollamayı hiç mi hiç istememekteyim.

    Bununla beraber, oğlumun parmağını kınalayıp göndereceğimin de farkındayım.

    Bu demek değildir ki Vatan söz konusu olduğunda, karaçalılar ardına saklanan bir anneyim.

    Ve bilmekteyim ki dış tehditler, daima siyasi kanallar ve içselleştirilmesi başarılmış ulusal birliktelikler sayesinde ötelenir.

    Yurtta sulh isteyen tartışmasız bir anlayışın, cihanda sulh diyebilme hüviyetini ve hürriyetini mühürlemesi gerektiği fikrindeyim.

    Ve temel olarak bu anlayışı benimseyen; değerli ülkemin bütün yurttaşlarının işbirliği içerisinde, bu yaranın sağaltılması için çaba harcayacağına da neredeyse eminim.

    Öncelikle Genel Kurmay Başkanlığı e sitesi olmak üzere, Başbakanlık ve ulaşabildiğim
    bütün sivil toplum teşkilatlarına e mektup iletmeyi;

    “ateşe su taşıma yetkisini” (ki bu koşullarda her yurttaşın görevidir) asker anası aday adaylığından alan bir anne olarak, bireysel girişimimin ciddiye alınacağına inanarak
    kullanacağım.

    Kaybedilen vatan evlatlarının derin acısını, asla şiirleştirmeyeceğime yönelik kendimle yapmış olduğum bir antlaşmam var ve bunu sürdürmekteyim.

    Çok şairane ve iyi niyetli tutumlarla yola çıkıyor olsam da ümit varım. Ve bu sayfaya
    Yazan herkesin de “şiir yazabilen ve şiir yaşayan canlar olduğunu biliyorum.

    Konuşturan şiir iyidir.


    saygı ve sevgilerimle

  • Cin Ali 1
    Cin Ali 1

    Tekrar

    antoloji.com:

    At hâlâ koşuyorsa bu meydanda; at ya arsız, ya da meydansız.

  • hasan05 Hasan Buldu
    hasan05 Hasan Buldu

    Önce Türküm!
    Sonra müslüman,

  • Onur BİLGE
    Onur BİLGE

    ATATÜRK GİBİ

    Kapkara kâğıtta karca bin hece
    ‘Vatan’ yazısını seçer, gözlerim!
    Zifiri karanlık, hain bir gece...
    Zulmeti yakacak nefer gözlerim! ..

    Bir can, arkasından seller sürüdü! ..
    Biz ses çıkarmadık, eller yürüdü.
    Meydanı mendilli eller bürüdü
    Yerinden kalkacak asker gözlerim!

    Vay, benim Vatanım, yerde yatanım! ..
    Canıyla yurduma toprak katanım!
    Asırlardan beri benim Vatanım
    Bas Günü, İlâhi Sefer gözlerim! ..

    Yıllardır Ülkemde gözyaşı, ölüm! ..
    Bitip tükenmiyor haksızlık, zulüm.
    Ne zaman açacak, benim al gülüm?
    Dost yok, düşmanımı sezer, gözlerim.

    Her ana bir evlat harcadı, Yurda! ..
    Boşa mı bekledik sınırda surda?
    Nasıl olur bunca velvele, burda! ? ..
    Atatürk gibi mert bir er* gözlerim! ..

    Onur BİLGE

  • Selçuk Bekâr
    Selçuk Bekâr

    Olsun, bir açıklama yaparlar:

    ''Bedeli neyse öderiz.''
    Ha, bir de dönüp yine bize sızlanırlar olur biter.

    Bir şehit varmış. Allah rahmet etsin.
    Diğerlerine belâsını versin demiyorum, elbette verecek.

  • Arap Kurt
    Arap Kurt

    Ş U SAAT İTİBARİYLE DİYARBAKIR SİLVANDA KARAKOLA SALDIRDI PKK LILAR
    VE DESTEKÇİLERİ İŞBİRLİKLİKÇİLERİ
    YARDIIM YATAKLIK EDEN İÇERDEKİ DIŞARDAKİ HAİNLERLE BİRLİKTE

    ALLAH KINILA KUZULARI KORUSUN

TÜM YORUMLAR (137)