Yedi iklim, dört bucağın bağrından yükselen ses,
Bir devrin mührüdür bu, cihana veren nefes.
Fatih’in İstanbul’u fethettiği o şanla,
Yoğrulmuştur bu toprak, şehit düşen al kanla!
Şafak vakti yükselen, ufku tutan bir kordur,
Onu gökten indirmek, her namerde pek zordur.
Mehmet Akif dilinde duadır her bir izi,
Bağımsızlık aşkıyla yakar geçer denizi.
Gemiler karadan yürürken o günün şafağında,
Bir sancak yükseliyordu Bizans'ın sur dağında.
Ulubatlı elinde tuttuğu can pahası,
İslam’ın son ordusu, tarihin en hası!
Eğilmedi o başlar, ne tanka ne de topa,
Bağlandı bu vatanla kopmayan bir kopuzla.
Akif’in mısrasında "Korkma!" diyen bir dildir,
Sönmeden son ocak ki; o vatan, o memleket bil’dir!
Yıldızı parlayacak, benim milletimindir o,
Hilaliyle çehresini çatmayan bir dindir o.
Rengi şehit kanıdır, beyazı gökten akmış,
Bu mukaddes emanet, arşa bir kandil yakmış.
Kim demiş zincir vurur, hangi çılgın şaşarım?
Ben bu bayrak altında bendimi hep aşarım!
Gözü kara bir aslan, pençesi tunçtan kale,
Teslim olmaz bu vatan, düşmez asla zevale.
Siper ettim gövdemi, bayrağım inmesin diye,
Canı verdim, toprağı canana vermem diye.
Sen ki sadece kumaş değil, haysiyet ve ar’sın,
Düğünlerde duvağım, şehidime sararsın.
Dalgalan ey şanlı hilal, rüzgarın bize gelsin,
Senin gölgende yaşamak, bin ömre bedel gelsin.
Gökler seninle gürler, yer seninle dik durur,
Seni selamlamayan, mahşerde zelil durur!
Zemin kanla boyansın, yeter ki sen gökte kal;
Ey ecdadımın mührü, ey şanlı şen al hilal!
Kayıt Tarihi : 10.3.2026 09:04:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!