Gönlümün pas tutmuş zincirlerini kırıyorum
Bir zamanlar kendime bile anlatamadığım yanlarımla
suskun gecelerin içinden,
Hiçbir kelimenin uğramadığı sokaklardan geçerek
yavaşça, usulca ama kararlı bir yürüyüşle
sana geliyorum
Omuzlarımda çökmüş yıllar
Gözlerimde biriken yağmurlar
Ellerimde unuttuğum dualar var
Hepsiyle beraber, eksik ve tamam hâlimle
Ben, sana geliyorum
Bir çocuk gibi bazen
Utangaç, ürkek, ama umutlu
Bazen bir asi gibi
Diz çökmeyen, söz dinlemeyen
Çünkü senin adınla yanıyor içimdeki isyan
Senin yüzünle başlıyor bütün barışlar
Gönlümde küllenmiş yangınları taşıyorum
Her adımda yeniden alevlenen
Her adımda biraz daha bana benzeyen
Ama en çok da sana ait olan ateşle
Kırdım zincirleri
Beni geçmişe bağlayan
Bir yere ait olmayan bütün yarım kalışları
Bir zamanlar “kal” demeyenleri
Şimdi “gel” diyen sesin için
Birer birer susturdum içimdeki ayrılıkları
Ve artık ne bekleyenim kaldı
ne de beklediğim
Sadece sen varsın
ve ben yollara düşmüşken ,
Bütün yönler bir tek sen gösteriyor
Yalın ayak yürüdüm bazen
acıtsa da yolların
Gönlüm hep seni aradı
her kalabalıkta seni düşündü
her yalnızlıkta seninle konuştu içinden
Şimdi o konuşmalar gerçek olsun diye
Şimdi susmasın diye içimdeki ses
Ve sonunda
sadece adını fısıldayacak kadar yakınına geldiğimde
Sana sarılmak için
kendime dönüyorum
Gönlümün pas tutmuş zincirlerini kırıyorum
ve sana geliyorum
Sana, bir ömrün sessizce aktığı o kıyıya
bir tek “biz” yazılsın diye
Adımı unutmaya razı gelerek
sana geliyorum
Selçuk LEVENT
26/05/2025
Kayıt Tarihi : 22.6.2025 10:53:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!