Kim kiminle haşır neşir
İzleyince şaşıyorum
Arif olan yara kaşır
Kaşıyınca şaşıyorum
Alelade bir zümreye
Ya dam derdik ya ocak, iki gözdü bütünü.
O gözlerde sarardı koç yiğitler tütünü.
Abdest ile emerken helâl ana sütünü,
Sütümüzü inkârla sağa sola savrulduk.
Bulgur ile ayrana şükrederek yaşarken,
Büyük küçük kolay yola
Bile bile uyan oldu
Açık seçik zorda kula
Güle güle kıyan oldu
Cem de bitti cemaat de
Karadeniz’in yetiştirdiği çayı Erzurum’da görmeden ölmek gibi...
Bazı hasretler vardır, tadı başka yerlerde aranmaz, bir yudumluk gecikse, içine dağlar doluverir insanın.
Trabzon’da başlar bir hikâye, yeşilin her tonunu giyinmiş dağlarda, çay toplayan eller kadar yorgun, umutlu gözlerle süzer ufku kadınlar.
Rize’de rüzgâr anlatır bir başka dili, su öyle hızlı akar ki bir derede, her damla özlem olur çarpar kalbine.
Riya dolu duayla geceye göz yuman sen;
Can suyunu yitirmiş, gülsün artık azizim.
Allah değil kulundan; aman, imdat uman sen;
Ateşini yitirmiş, külsün artık azizim!
Bebekleri faize göbeğinden bağlayan!
En küçük sitemden öfkene kadar
Tanırım ben seni sen de bir şey var
Ağladın besbelli sabaha kadar
Saklama ne olur sen de bir şey var...
Bilmeden incitip kırdım mı seni
Çoluk çocuk genç ihtiyar
Sulanıyor şerefsizler
Sorsan mutlu ve bahtiyar
Aranıyor şerefsizler
Şiir ile makyaj yapıp
En son gülüş bir çığlık kadar keskin,
En son dokunuş bir dua kadar derin…
En son bir nefes,
En son bir gözyaşı,
En son bir hatıra,
Meselenin önemini m/izah için Mehmet Bey’e,
Kaç kez yazıp çizdiğimi sorma utanç sayıyorum.
Üç kuruşa bedel denen; dağa taşa, hatta suya,
Nasıl el sürdüğümü sorma utanç sayıyorum.
Bazen ekmek, bazen simit hesabıyla oyalayıp,
En küçük bireyden yaşı yetmişe
Ortadan ikiye böldüler gardaş
Piçleri kollarken gücü yitmişe
Düşünce saldırıp sövdüler gardaş
Tarlayı sabanı kaybetti köylü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!