Salih Demir,zonguldak,merkeze bağlı kapuz mahallesinde dünyaya geldi; İlkokul yıllarını burada tamamlayan şair 'babasının türkiye taş kömürü işletmelerinden emekli olmasından sonra,bursaya göç etti;
okul ve öğrenim hayatına, bursa osmangazi ilçesinde devam eden şair, bir yandan bursa büyükşehir belediye konservatuarı' türk müziği bölümüne kayıt olarak,hep içinde bulunmak istediği sanat hayatına adım atmış oldu.
Burada edinildiği bilgiler ve tecrübelerle,bursadan istanbul müzik piyasasına adım attı.
İstanbulda müzik piyasasının,dönemin duayen yapımcısı, atilla alpsakarya ile tanıştı,ve 5 yıl müzik piyasasında bulundu.
Geçirdiği kalp rahatsızlığı sonucu, çok sevdiği,baba dediği atilla alpsakarya'nın hayatına son bulması sonucu,oda müzik piyasasına veda etti.
müzik piyasasında yazdığı 14 şiir i bestelendirildi, ve bunlardan 9 tanesi,henüz müziğe yeni başlamış genç ses sanatçıları tarafından farklı albümlerde yer aldı.
salih demir,çocukluğundan bu yana,yanlızca hayatında yaşadığı anıları ve sevdaları kaleme aldı,ve uzun süre şiire ara verdi.ve yıllar sonra aktif olarak yeniden duygularını kaleme almaya başladı.
Şiir hayatında binlerce şiir yazan salih demir,geçmişten ve bu günden bazı eserlerini yayımlamaya başladı.
Salih demir,şiir ve müziğin yanı sıra,tiyatro ve oyunculuk sanatı ile ilgilenmektedir.
Bir çok ve sinema dizi projesinde rol almış ve tiyatro oyunu sergilemiştir..
salih demir,hayatına iş ve ailevi bağlarından dolayı,istanbul,bursa ve marmaris olmak üzere üç ilde devam etmektedir..
Eserleri
yayımlanmış eserlerim,noter tastikli olup,izinsiz ve art niyet ile kullanım tespitinde hukuki işlem başlatılacaktır..saygılarımla.
salih demir - [email protected]
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!