Tanrım, benim bu dünyada hiç şahit duvarlarım olmadı.
Ben hep başkalarının anılarına misafirliğe gittim,
Kendi çocukluğumun üstüne, bir komşu çocuğu gibi oturdum sessizce.
O ağır mobilyaların arasında,
Bir vazonun içindeki naylon çiçek kadar eğretiydim.
Büyümek diyorum Tanrım, benim için boy atmak değil,
Sürekli bir bavula biraz daha sığışmaya çalışmaktı.
Bak yine Salı geliyor, o sallantılı gün...
Hiç tanımadığım bir mahallenin yabancı bakkalına,
"Ben geldim," diyeceğim, "henüz hiçbir yeriniz değilim."
Duvarlar öyle çıplak, öyle bön bakıyorlar ki yüzüme,
Sanki hepsi benden önce gidenlerin hayaletlerini saklıyor.
Benimse sırtımda, yine dikişleri patlayan o kambur
Adına "taşınmak" diyorlar, bense "terk edilmek" diyorum kendimce.
Boş rafları gördün mü bugün?
Sanki bütün o anılar, kitapların arasından düşüp gitmişler.
O raflar ki, benim sırlarımı tutacak kadar vaktimiz olmamıştı hiç.
Bir yere alışmaya kalksam, perdeleri yıkasam,
Kader gelip "toplan!" diyor, "burası senin yerin değil."
Sahi Tanrım, insanın yeri neresidir?
Annemin yorgun gözleri mi, yoksa geride bırakacağım bu mutfak tezgahı mı?
Şimdi yeni mahallede, yeni bir cam kenarı bulacağım kendime.
Yine bir yabancıya benzeyecek gölgem sokaklarda.
Üzülme Ceyda, diyorum içimdeki o hiç evi olmamış kıza,
Bavullara sığmayan tek şey hayallerindir,
Onları kimse kamyonlara yükleyemez.
Belki de benim evim, gökyüzündeki o sahipsiz buluttur,
Ne de olsa o da hiç durmuyor yerinde,
Ne de olsa onun da kimseye şahitlik borcu yok bu alemde.
Kayıt Tarihi : 5.2.2026 01:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Yaşam bazen hırçınlaşır tutar yakamızdan süründürür,acı çektirir.Bütün kötülükleriyle yinede severiz yaşamı.Acısını veya tatlısını dökeriz dizelere.
Böyle güzel şiir olur.
Emeğine sağlık.
Tam ki
Olduramadım ne şimdi nede geçe kalmış zamanlarlarımda
Tam olucakken yarım kalmışlık duvarlarımda süzülen rutubete evriliyor
Vatan yahut beni içine alan veya bir karış toprak üstüne yıkılan savunma betonla duvar
Perçem perçem bir saat vakti henüz ne tam gibi ne de yarım
Hani vardır ya bilmem kaç 49 48 7 gibi
Bir kalıbı dahi haketmeyen koşan atlar veya akrebin kuyruğu yelkovan...
Sahi tanrım bu gün tam olucakken bu evden üstüme yıkıldı saat bilmem kaç 59 ...
TÜM YORUMLAR (2)