Zemin ayağının altından çekildiğinde anlarsın;
Gökten zembille inen dostlukların aslında birer illüzyon olduğunu.
Alkış sesleri çekilince kulaklarından,
Sadece kendi nefesinin hırıltısı kalır baş ucunda.
Adın unutulur, hükmün silinir, varlığın bir yük olur omuzlara;
Sakın tökezleme.
Dengeni kaybettiğin o ilk saniye,
Seni omzunda taşıyanlar, üzerine basıp geçmek için yarışır.
Vefa dediğin, sadece bir toz bulutudur artık gözlerinde;
Seni sen yapan ne varsa, birer birer yağmalanır başkaları tarafından.
Yalnızlık, kimsenin uğramadığı o ıssız durağa benzer;
Sakın devrilme.
Maskeler yere düşer, asıl yüzler bayram eder senin enkazında,
Sırtındaki her bıçak izi, dün omzuna dokunan bir elin eseridir.
Dün sofranda doyanlar, bugün açlığını izlemekten zevk alır.
Kendi gölgen bile senden kaçacak yer ararken,
Gözlerindeki o ferin sönüşünü seyreder "eskiler".
Hayatın sillesi değil, "canım" dediklerinin yabancılaşması yıkar adamı;
Düşme.
Kendi yangınında ısınan sahtekarlar sarar dört yanını,
Kimliksiz bir kalabalığın içinde, adsız bir siluete dönersin.
Düşmanın açık yarası değil, en yakınının kör bakışı kanatır ruhunu;
Her gece yastığa başını koyduğunda,
Kendi içindeki o kırık dökük sarayı onarmaya çalışırsın ama nafile.
Düşme.
Şimdi topla tüm cesaretini ve sık yumruğunu,
Seni eksiltmeye çalışanlara inat, bir anıt gibi dikil yolun ortasına.
Gerekirse tüm dünyayı karşına al, köprüleri yak, gemileri batır,
Ama kimsenin eline, senin yıkılışını izleme keyfini verme.
Hesabı mahşere bırakma, bu dünyada gör her birinin yüzünü;
Zirveyi de gör, dibi de ama asla kimseye basamak olma.
Dik dur, öyle bir dur ki;
Varlığın düşmana dert, dost görünen hainin kalbine kurşun olsun.
Kayıt Tarihi : 17.2.2026 22:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!