Kahramanmaraş'ta doğdu. Lise yıllarında düşünce yazıları ve şiirlerle ilgilenmeye başladı. Eğitimini Bilgisayar Programcılığı üzerine yaptı, sinema sanatına olan merakı onu medya sektörüne itti. Öğrenciliğinden itibaren kısa filmler çekti, festivallere katıldı.
Okul bitince reklamcılıkla uğraştı, sonra gazetelerde foto-muhabirlik ve köşe yazarlığı yaptı. Daha sonra bir televizyon kanalında stüdyo kameramanlığı yaptı.
Bir yandan dergilerde görevler aldı. -iki aylık periyotla yayın yapan- Yeni Edebiyat Yaprağı dergisinde tasarımcılık yaptı ve bazı şiirleri yayınlandı.
Sonrasında Kahramanmaraşlı şairlerle birlikte -aylık periyotla yayın yapan- Sözün Ustaları Dergisi'ni kurdu, yine tasarımcılık ve yazarlık görevi yaptı. Bu dergi yayın hayatına 17 ay düzenli devam etti.
Halen edebi metinlerin yanı sıra kısa filmler ve belgeseller üretiyor.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!