Geceye sığınma talebinde
Bulunurken gönlüm
Üstüne kar yağmış duvarlar kadar
Soğuktu rüzgarın elleri
Dokundukça bağrıma
Gelseydin,
Taş köprüler yapardım senin için
Azgın sular üstüne
Gelseydin,
Ömrümü lime lime eder
Senden her parçayı eklerdim cismime.
Her bir hatayı tesbih gibi dizip
Yanlışlara kalın bir çizgi çizip
Dert kadehini yar elinden içip
Ölesiye ben yollarına düşsem.
***
Suretime yansır boynumdaki ip
Tahliller şaşırttı
Hiçbir şey göründüğü gibi değildi
Sapasağlam vücutta
Anlamsız bir kaşıntı
Sıcaktı kanım
Yıllarca kalbimin önünde eğildi
Ben ölünce,
Kiralık ağıtçılar tutmayın!
Bırakın da,
Kalbimin zarını zorlayan
Kardeşlerim,
Sevgi radarımın içine giren
Olacakların önüne geçmek
Önceden sezmek ya da kaçmak
Mümkün değil.
*
Bazen eli kolu bağlanır insanın
Ümidi kırılmak üzere iken
Kim sorar sana yaşını?
Geçmiş geriye gelmez
Gelecek ise hiç bilinmez
Bu neyin kutlaması.
Muhasebe etmeden yaşamını
Dağ çiçeği,
Dağların puslu yamaçlarında
İçini çekerek bekler
Bulutların göz yaşı
Bereket yağmurlarını.
*
Kozalak renkli bir akşam önünde
Ben çam kokan dağlarımı isterim.
En taze bir rüzgar kuzey yönünde
Ben en serin dağlarımı isterim.
Rengarenk hür çiçeklerle bezenmiş
Özgürlük sunan gökler
Haddini bilmez nefsime
Verirken hüzün
Bir ara gelirsin diye
Beklediğim kapı önlerinde
İliklerime kadar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!