Güneş en parlak haliyle doğarken
Aydınlık tüm perdeleri açarken
Her gerçek raksederken su üstüne
Görmezden gelmek, ne kadar üzücü.
Üflenmeden ufka kıyamet marşı
Allah’ın kamerasından korkmadan
Her zaman kötülük yapmak ne kayıp
Mobese güvenlik kamerasından
Korkmak daim çekinmek ne ayıp.
Kendi hata ve suçuna bakmadan
Kul, Allah’tan korkarsa
Yeter de artar bile
Kara topraktan bir yer
Hakkı olmayana sarkarsa
Gönül doymaz, yetmez dağlar bile.
Yolunda toz olayım hep ezilen
Gönlüm harabe olsun, terkedilen
Bir yalnızlık ayazında donarak
Yeter ki kabul et, kulun olarak.
Damağım kurusun, çöl sıcağında
Dün geçti
Bugüne ise yetişemedim
Yarının ne olacağını da bilmiyorum
Zaman bu ya
Bir su gibi akar ya...
Şebnemler düşerken yeşil tenine
Gecenin teri vurur köklerine
Sabahın en taze süzmelerine
Tebessümle karşılık verir, güller.
Her çocuğun çağlayan yüreğine
Demir parmaklıklar ardında bir gün
Asbest olayından hüküm giymişiz
Karamsar bir hava verirken sürgün
Elli yılın tozunu yutmuşuz biz.
Tel duvarlar ördüler mahalleye
Bak güzel kardeşim
Ben soğanı severim
Sen sarımsağı
Kim sevmediği şeyi yiyebilir?
Senin kanın kırmızı
Benim ki de kırmızı
Gecenin rengine küsme
Bu renk her zaman böyle kalmaz
Ardına dönüp dönüp beni süzme
Terkedilenin ahı yerde kalmaz.
Yıldızların parlaklığına aldanma
Sana kansız diyorlar
Tıp ilminde anemi
Sana hırsız diyorlar
Arap dilinde harami.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!