Su gibi dokun bana,
Ferahlasın, yanan yüreğim.
Toprak gibi sar,
Isınsın, sensiz buz kesen bedenim…
Güneş gibi dokun bana,
Gökyüzünü süslemiş beyaz bulutlar,
maviye takmış gerdanlığını…
Bembeyaz her yer.
Dağ, taş, ova,
giymiş beyaz gelinliğini…
Ayaz da olsa masumdur çocuk gibi…
Mum kadar ışığın yok,
Pervane olayım istiyorsun…
Zerre kadar hükmün yok,
Hâkim olup kalem kırmak istiyorsun…
El, elden
İki el birbirinden ırak.
Göz, gözden
Gözler birbirinden uzak.
Bihaber...
Mevsimler bize ait değil,
Güller de.
Zamanın dışındayız,
Güzelliklerin de...
Ne bildiğini değil,
Neyi bilmediğini bil...
Ne gördüğünü değil,
Neyi görmediğini gör...
Ne duyduğunu değil,
Neyi duymadığını duy...
Bildiğin gibi değil…
Bildiğin gibi geçiyor mevsimler,
Üşümeye başladı günler,
Yavaş, yavaş sararıyor yapraklar…
Biletsiz gidişler…
Bakmışsın bir akşam bir sabah,
Belki de en derin uykuda,
Belki de daldığın en güzel hayalde,
Belki de güpegündüz,
Bugün bizim içimizden gülüp eğlenmek gelmez,
yüreğimiz yas tutar,
gözlerimiz yaş döker ama
yarın da sizin fitir fitir burnunuzdan gelir…
Bugün bizim kanımız dökülür,
Gönül elbette hep mutlu olmayı,
gözler hep gülmeyi,
dudaklar hep tebessüm etmeyi ister…
Gönül arada bir hüzünlenmezse,
gözlerden arada yaş akmazsa,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!