Eskimiş bir ben duruyor karşımda. Yıpranmış,kullanılmış,paslı bir yüz var aynamda.
Yılları yolları ve yaşları çift dikiş geçmiş biçare yüreğimle;
beynimin çığlıkları beliriyor gözlerimde.
Kelimelerim, tozlanmış kitaplar arasında anlaşılmayı bekliyor.
Dünde,bugünde ve yarınında karanlığı kucaklayan kalbim umutlarını ısıtmaya çalışıyor bir mum ışığıyla.
Bir bebeğin gülümsemesine tutunuyor nefesim.
Geçmişin izlerini temizlemek isterken karalayan hafızam mısır püskülü edasıyla karma karışık çıkıyor tekrar karşıma.
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta