@SERHAT GAZİ:
Zamanın kıyısında durmuş, akan suya bakıyorum usulca,
Ruhumun en derin yerinde sakladığım o eski sızıyla...
Bir hayat ki gelip geçti avuçlarımdan, ne fark edebildim ne tutabildim,
Giden her gün benden bir parça götürdü, ben hep geride eksik kaldım.
Adını fısıldarım gecenin en kimsesiz, en sessiz anında,
Sanki rüzgâr alıp götürecek de sana ulaştıracak gibi...
Oysa dünya öyle uzak ki şimdi senin bulunduğun o durgun diyara,
Ne benim sesim ulaşır oraya ne de senin o şefkatli nefesin geri döner.
Ey benim ömrüme akan, içimde hiç durmadan dolaşan ruh-u revanım,
Gözlerimi kapatınca hâlâ senin o huzur kokan tebessümün düşer geceye.
Kaç kış geçti üstümüzden, kaç bahar teğet geçti bu yorgun penceremden,
Yine de dinmedi içimdeki o çocuksu, o masum özlem.
İnsan kaç yaşında olursa olsun, bir yanı hep yetim kalırmış meğer;
Toprağın üstünde yürürken bile göğsünde koca bir mezarlık taşırmış.
Ben senin gittiğin gün öğrendim acının ne kadar sessiz olunabileceğini,
Ben senin yokluğunda anladım insanın kendi gölgesinde bile üşüyebileceğini.
Şimdi duamdasın her gece, dudaklarımdan dökülen en içli niyazımda...
Sana anlatamadığım ne kadar masal varsa hepsini gömdüm içime.
Aramızda bir ömürlük mesafe var artık, bir de o dönüşü olmayan kapı.
Sen orada sonsuz bir uykuda, nurlar içinde uyurken sakince,
Ben burada, senin izlerini taşıyan bu yorgun yürekle gün sayıyorum.
Bir gün o kapı benim için de açılacak, biliyorum,
İşte o gün, ruhum ruhuna kavuştuğunda, bütün bu hüzün yerini sonsuz bir sükûta bırakacak.
Kayıt Tarihi : 28.08.2026 14:18:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!